"Bir millet ki bir akîdenin, bir an'ânenin-delâil-i mantıka (akılcı kanıtları) olmaksızın sırf mânevi bir takım esbâptan (sebeplerden) dolayı muhâfazasına hapistir. O milletin tenevvür ve terakkisi tabiatıyle geç olur. Ve belki de hiç olmaz. Tereddüt ve telâkki bahsinde (gecikme ve anlayış konusunda) kuyûd ve şurûta tâbi (kayıt ve şartlara bağlı) olan bu gibi milletlerdir ki daha makul düşünen, felsefe-i hayâtı, daha vasi manâsıyla (geniş anlamı ile) idrâk eden milletlerin hâkimiyeti altına girerler."