NİCE “BEN, BEN” DİYENE SİNEK ÜŞÜŞTÜ
Kendinden başka kimseyi düşünmez! Böyle yüksek yerde durur, aşağı inmez! Nice tahta çıkanlar yere düştü Nice “ben, ben,ben” diyene sinek üşüştü neyse.... Beni hor görme kardeşim Sen altınsın, ben tunç muyum? Aynı vardan var olmuşuz. Sen ? Ne var ise sende, bende Aynı varlık, her bedende Yarın mezara giren de Sen toksun da ben aç mıyım? Kimi molla,kimi derviş Allah bize neler vermiş! Kimi arı, çiçek dermiş Sen balsın da ben çeç miyim? Topraktandır cümle beden Öldür nefsini ölmeden Böyle emretmiş yaradan Sen kalemsin, ben ucu muyum? Tabiata Veysel âşık Topraktan olduk, kardaşık Aynı yolcuyuz, yoldaşık Sen yolcusun, ben baç mıyım?
Karanlık içinde olduğunuzu zannettiğiniz, dara düştüğünüzü düşündüğünüz anda, o anın içinde nice fetihler gizlidir. //Said Yavuz
Reklam
Martılar kimlere dua eder Nalan, evinin kapısını usulca çekti; sanki şehri, martıları, uykudaki balıkçıları uyandırmaktan korkuyordu. Müzeyyen Saye Gökyüzü Henüz Çivit Mavisi Sabahat Teyze Mahallenin elinde asası ile dolaşan ninesi idi mahallenin tekirleri kara kedileri hep başına toplanır sanki ey ulu ninemiz sana sığınır senden güzel bir nasip rızık isteriz diyerek yüzüne bakarlardı evin 7 yaşındaki küçük kızı nalân ise elinde ekmek kapı kapı zile basar elinizdeki ekmekleri israf etmeyin efendim bilirmisiniz günde kaç dilim ekmek çöpe atılıyor misafirhanelerde bakan makan takla atan beylere hazırlanan sofralara kaç milyon kişi buyur edilmiyor diyerek tuttuğu not defterini gösterirdi yanına gelen arkadaşlarını biraz sükut et martılar uyuyor huzuru bozma diyerek onları uyarırdı Sabahat Teyze ey Allahım Kalbimin dağınıklığından sana sığınırım!"çünkü sen sığınak ve limansın cama konan martıya bakarak ey Allahım şehirlerimize martılarımıza güzel bir nasip buyur diyerek duasını bitirdi martı binlerce ekmek çöpe dökülürken genel müdürler bakan zatı delileri gelecek derken caddelerin büyüteçle temizlendiği günlerde bu mübarek kadının sofrasında karnını doyurup ona şu duayı ettiler ey Yüce Allahımız At koşmazsa köpek koku almazsa çok üzülür sen hayvanlarımızı üzüpte nasipsiz bırakma hayvanlara ikram eden insanları incitmeyenlere hakkı gözetenlere kalp temizliği nasip buyur Küçük çocukların gofret kavgası Dolmuşun camına başını yasayıp sokağın çıplak lambalarını seyretti. Gittiği yer yalnızca bir semt değil, kalbinin en geniş, en ferah meydanıydı. Müzeyyen Saye Gökyüzü Henüz Çivit Mavisi Küçük Ali küçük Ali diyip çocuklar benle dalga geçselerde ben Allah resülüne iman etmenin ferahlığı ile kalbim inşirah içinde sokaktaki balgamları temizliyor kalbimde en geniş
1000Kitap
Harname
Nice câhil ki iki lafz ile âlim görünür, Meydan-ı cehlde dahi kendüye üstâd görünür. Günümüz Türkçesi: Öyle cahiller vardır ki iki söz öğrenince kendini âlim sanır; cehaletin ortasında bile kendini usta gibi gösterir.
Edebiyat
Duvar gördüklerin sana nice yoldur Kapı gördüklerin, duvar...
Kendime...
Artık israf yok. Bazen hayat kapına vedalarla, acılarla ve sabrını zorlayan insanlarla gelir. Bazen de kapını açtığında karşında hiç beklemediğin güzellikler ve mucizeler görürsün. Hatırla geçmişi; ne zor savaşlar kazandın sen, ne fırtınaları tek başına atlattın. Birçok insan tanıdın ve ‘tanıyamamışım’ dediğin nice insanlarla vedalaştın. Bazılarından ayrılmak kolay olmadı, zorlandın, kendinle inatlaştın ama bazılarından anında uzaklaştın. Yıllarca kendine benzeyen, senin gibi seven ve ince düşünen insanlar aradın. Biliyorum, artık ne sen eski sensin ne de insanlar gözünde hep iyi niyetli. Kabul et iki gözüm, sen de fazlasıyla olgunlaştın. İnsanlarla uğraşacak ne eski gücün var artık, ne de onları hoş görecek sabrın. Bir daha tekrarı yok yaşadığın şu hayatın. Bak, önünde bir ömür var; yeni yaşlar ve yeni başlangıçlar. Hayatı biraz da kendin için yaşa. Değmeyen insanlar için yıllarını zaten fazlasıyla harcadın.
Alıntı
Reklam
Reklam