"Onun sevgisini kıskanıyordu, sevgisini hissetmeyi artık umut edemese de. Ondan haber almak istiyordu, ona ulaşmanın hiçbir imkanı olmadığını bildiği halde. Onunla mutlu olabileceğine inanıyordu, artık bir araya gelmeleri imkansız göründüğü halde. "
"İnsan kendinin vehmidir. Yoruldum kardeşim, yorulduk. Ben dünyanın bir parçası olmaktan bu denli yorulduysam dünyanın kendisi ne haldedir kim bilir. Sanırım yaşamayı beceremiyorum. Bazen diğerleri yasayabiliyorlarsa bunu ben de becerebilirim diyorum içimden . Sonra mezarlıklar geliyor aklıma. İşte o an kafam karışıyor. Kimseyi taklit etmemek en iyisi. Ben ne yaşamayı becerebiliyorum , ne de ölmeyi. Ölümle hayat arasında kurumuş bir ırmağım. "
"Bazen yürürken gördüğüm bu insanların yüzyıl sonra bu sokaklarda olmayacaklarını düşününce, her şeyin ne kadar geçici olduğunu anlıyorum. Binaları, asırlara meydan okuyan ağaçları ve hatta şu gemileri kıskanasım geliyor. Çünkü dünyada bizden fazla barınacaklar. Düşündükçe gülüyorum ama en çok biz insanlara merhamet duyuyorum böyle anlarda. Nasıl da zayıfız. Hem varız hem yok. Hem ölüyüz hem diri. Hem hayaliz hem hakikat. Hem ruh hem beden. Hem keder hem mutluluk... "