İbrahim Gültekin

İbrahim Gültekin
@nidax06
“İstediğin her şey ol. İstediğin her şeyi yap. Bütün sınavları geç, önemli mevkilere gel. Binlerce insan sana hizmet etmek için el pençe divan dursun. İsterse parmağının tek bir hareketi şehirleri varlıktan yokluğa taşısın, yine de sen ne görüyorsan osun. Bir çiçeğe bakarken, bir çocuğa bakarken, bir kadına bakarken ne görüyorsan o. Geri kalan her şey bir yanılsamadır.”
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bazen gitmek istersin. Bilmediğin bir sokakta kaybolmak, tanımadığın bir rüzgarla savrulmak ya da karanlık bir geceye hapsolmak… Tek istediğin gitmektir. Her gidiş senden çok şey alır, çıkmaz yollara götürür ama sana çok şey öğretir. Zaman geçer, günler birbirini kovalar, bahaneler umutları oyalar ve döndüğünde kendini yine kendin karşılarsın. Değişirsin, dönüşürsün ve kendine dönersin. Bir fare kedi gibi nasıl havlar?   Belki de bu bir sırdır.
1000Kitap
Dem
Ey can…  Tabibim deliliğim, hastalığım dermanımdır benim. Derdim özdendir yani dermanım özge. Sen de bana şimdi ey can… Ya sen, Sen özden misin, özge misin?
Camdaki İzler
Buharlı bir cama yazı yazmak da bir duygunun ürünüdür. Sınırları belli bir alana, sınırlı sayıda sözcükle iliştirilmeye çalışılır sınırları aşan anlamlar. Hem uçucudur oraya yazılanlar hem de kalıcı; uçup gitse de buhar, izi kalır yazılan her harfin o camın zemininde. Buhar kaplayınca alanı yeniden vücut bulur tüm ifade önceki haline yakın vurguyla. Diğer yandan işlenirken harfler buharlı zemine, parmak ucunda biriken küçük damlalar bir büyük damlaya dönüşür bir zaman sonra. Büyür de büyür. Yer çekimine karşı duramayıp koşar gider varacağı yere daha bir güçlü, daha bir hızlı ve de kararlı. Sıradan bir iş değildir yani buharlı cama yazı yazmak, izi kalır bir şekilde.
Edebiyat
İlişkiler İçin Reçetesiz Antidepresanlar 
“Allah güvendirsin demişti bir teyze düğünümde. O zamanlar pek anlamsız gelen bu sözün aslında ne kıymetli olduğunu sonraları anladım. Gördüğüm birçok danışanda her şeyin özü dönüyor dolaşıyor güvene dayanıyordu. Eşine güven, babaya güven, iş arkadaşına güven, kendine güven... Hayat güven duygusu etrafında hiç de güvenli olmayan sularda, bir türlü tam olarak güvenemediğimiz, çiğ süt emmiş olan ve her an her şeyi yapabilme ihtimalini içinde barındıran insanlar içinde geçiyordu ve birçoğumuz bununla nasıl başa çıkacağımızı bilmiyorduk. Güvendiğimiz şeylerin bir kısmı ölümlü, bazısı muallak, geri kalanı belirsizdi çünkü. İçimizde bir şeylere, bizle beraber yaşayan ve biz var oldukça duracak, insana ya da nesneye bağlı olmayan bir şeyler olmalıydı güvendiğimiz şeyler. Zamana ve mekâna göre hal değiştirmeyen, çıkarlarına ve heveslerine yenilmeyen, saf ve bizden bir şeyler olmalıydı ki sağlam olsun, dirensin, var olsun... Çünkü güven sevgiden daha kalıcıydı! Ve sevgi ancak güvenin üzerine kuruldukça var olabilirdi..."
Edebiyat