26) Önümüzdeki yetmiş yılda dünya yüzünde yürüyecek olan, tamamlanmış olarak ve nefretle uyumsuzluğun dışında doğmuşum.
27) Dua etmiyorum. Günü yaşarken kendimden intikam alıyorum. Gazabımı gün denen şeyden çıkarıyorum.
28) İnsanları oyun oynarken izlemekten nefret ederim.
29) Bizi terk ettiklerinde insanların gizemi ortaya çıkar.
30) Bu evrende hiçbir şey sabit, hiçbir şey yerli yerinde değil. Her şey dalgalanıyor, her şey dans ediyor; her şey hız ve zaferden ibaret.
21) Dua ettiğinde ortaya çıkan kaba adam özgürlüğümü tehdit ediyor.
22) Onları hor görmüyorum. Soytarılıkları benim gözümde zavallılık.
23) -Ondan çok üstün olan ben- onu kıskanıyorum.
24) Ben bir öyküyüm. Çizmeleri temizleyen çocuğun bir öyküsü var, tek gözlü adamın bir öyküsü var, deniz salyangozu satan kadının bir öyküsü var.
25) Tüm dünya çağlıyor, kıvrılıp bükülüyor gibi.
16) İnsanlarsa peşimde kovalıyor, kovalıyor.
17) Herkes yalnızca bu an için bir şeyler yapıyor gibi; sonra asla. Sonra asla. Her şeyin bu kadar ivedi olması zorunluluğu korkunç.
18) Ağlamamalıyım. Kayıtsızca bakmalıyım onlara.
19) Ama ben burada hiç kimseyim. Yüzüm yok.
20) Hepimiz duyarsızız ve arkadaştan yoksunuz.
11) İsteseydim dünyadaki her şeyi bilebilirdim. Ne var ki, dersimi anlatmak için en tepeye çıkmak istemiyorum.
12) Her fiil zamanının anlamı farklıdır. Bu dünyada bir düzen var; ayağımın sınırında durduğu bu dünyada farklılıklar var. Çünkü bu daha başlangıç.
13) Ben bir yanıt bulmak için yalnız bırakıldım. Şimdi sayılar hiçbir şey ifade etmiyor. Anlam yok oldu. Saat çalışıyor.
14) Ama benim ne sıcaktan ne de dondurucu kıştan korkum var.
15) Şimdi yeryüzünün üstünde, yüksekteyim. Bir yere çarpıp zarar görmemek için dikey değilim artık.