Kitap, uzay aracı Mars'a düşen dünyadan gelen bir insanın kedi insanlar ile yaşadığı olayları anlatsa da aslında alt metinleriyle derin toplumsal ve tarihsel eleştiriler barındırıyor. Kedi Gezegeni tam anlamıyla Lao She’nın kendi dönemindeki devletini ve toplumsal yapıyı eleştirme biçimi gibiydi. Açıkça söyleyemediği pek çok şeyi bu distopik Kedi Ülkesi metaforu üzerinden ifade etmiş. Özellikle de 18. bölümde yazdıkları her ne kadar Küçük Akrep’in ağzından verilmiş olsa da bana doğrudan Lao She’nın kendisiymiş o dertleri yanan gibi geldi.
Kitabın son bölümü ise bana Lao She'nın Japonların Çinlilere yaptığı korkunç şeylere değindirdiğini düşündürdü. Özellikle 1937’deki Nanjing Katliamı başta olmak üzere, Japon ordusunun Çin halkına karşı uyguladığı vahşeti anımsattı. Ayrıca Lao She'nın babasını Japon işgalcilere karşı kaybetmiş olması da bu düşüncemi destekledi.
Bunlar dışında Lao She'nın herkesi eleştirdiğini çok net bir şekilde görüyoruz bu eserde. Sadece yöneticileri ya da halkı değil, herkesi eleştiriyor. Bence Lao She'ya göre bir ülke çöküyorsa bunun tek suçlusu belirli bir sınıf değildir, herkesin rolü vardır bu çöküşte. Bana göre de öyle. Benzetmelerinin çoğuna katıldım kitabı okurken. Ve bence, siz ya da dünyanın herhangi bir yerinden herhangi biri de bu kitabı okuduğunda, bazı bölümlerinde kendi ülkesi aklına gelecektir ve bunun hakkında düşünecektir. Kitabı okumaya başlamadan önce Lao She'nın hayat hikayesi hakkında biraz bilgim vardı.Kendisinin tarih boyunca uğradığı haksızlıkları bildiğim için, bazı yerler daha etkili oldu okurken. Yer yer sanki ana karakter ile değil de yazar ile empati yapıyormuşum gibi hissettim.
Diğer düşüncelerime gelecek olursak, özellikle İngiltere ve başka ülkelerde geçirdiği yılların onun edebi üslubu üzerinde belirgin bir etki