Büyük zaferin on beşinci yıldönümünde, İstanbul'da gençler Savarona önünde gösteri düzenlemişlerdir. Atatürk arkadaşlarının yardımı ile bir koltuğa oturup gösteriyi izler.
"Bu bayramlar ve gelecek sizindir, Allahaısmarladık." diye fısıldarken gözleri yaşlarla dolmuştur.
O sırada, Kavala'da İngiliz Konsolos Yardımcısı olarak görev yapan Young, edindiği bilgileri üstüne aktardığı raporunda şöyle yazmaktadır: "Sarı Şaban Köyü'nde, bana anlatıldığına göre, 220 ailelik nüfus içinde 181 Türk öldürülmüştür. Kadınları, tutsak ediciler bölüşmüşlerdir. Bu yer şimdi çöl gibi bomboştur. Oraya bir Bulgar Belediye Başkanı atanmıştır."
Şehre ilk giren Bulgarlar, komitacılardı ve başka yerlerdeki kentleri talan ettikleri gibi bu kenti de talan ettiler. Talan binbaşı Zetchef komutasındaki düzenli Bulgar ordu birliği gelince de durmadı. Türklerin öldürülmesine katıldılar ve Türklerden yaklaşık 200 kişi, Bulgar işgalinin ilk günlerinde öldürüldü.
Önlerinde direnecek hiçbir kuvvet bulunmamasına rağmen Bulgar ordusu Kavala'ya hemen girmedi. Oysa Osmanlı ordusu çekilmiş, şehirde sadece birkaç memur ile bölgenin yerlilerinden beş on jandarma kalmıştı. Gerçek niyet aynı gün anlaşıldı. Bulgar askerleri şehre girmemişti, ama akşama doğru Bulgar çeteciler, naralar atarak şehre girdiler. Katliamdan kaçabilmek için esnaf dükkanlarını kapattı, halk evlere sığındı.