Bir fabrikanın kapısından sıhhatle ve bilgi sahibi olanlar içeri girer; hasta ve cahil olanlar ise dışarıda kalırlar. Mabette ise yoksul bir âmâ bile bir kral veya başka bir büyüğün yanı başında durabilir ve hatta onlardan daha iyi olabilir(Abese suresi). Mabetlerin en büyük kültürel ve insani ehemmiyeti işte burada, eşitlik hakkında bu devamlı tanıklığı yapmasında bulunmaktadır.
İnsan belki bu asrın sonuna kadar veya uygarlığın milyon senelik ilerlemesi sırasında kendi taklidini, kendine çok benzeyen bir robot yahut bir ucube üretecek. Ne var ki daha şimdiden belli olan bir şey vardır: Bu makina serbest olmayıp ancak insanın içine soktuğunu yapabilecektir. Burada Tanrı'nın yaratma fiilinin büyüklüğü, tekrar edilemezliği ve kainatta bundan evvel ve sonra meydana gelen herhangi bir şeyle kıyas kabul etmezliği ortaya çıkıyor.
O kadar mükemmel bir şekilde yapılan kafatası veya iskelet, aklın yahut şuurun tavassutu olmadan kendiliğinden veya tesadüfen oluşmuştur(!) Allah'ı inkar etmekte insan ne kadar inatçıdır, değil mi?