Şu sıralar amacım herkese Joseph Chilton Pearce'ın Sihirli Çocuk kitabını okutmak. Lütfen okuyun. (Ebeveynlik kitabı değil; herkes okuyabilir.)
Instagram: instagram.com/nihanka7
Twitter: twitter.com/nihanka
Zeka, stres ile gelişir. (s. 52)
Başarıyla yapılandırılmış bir zihin, stres-gevşeme biçimindeki yaşam ilkesinin mutlak olduğunu (tıpkı atomun, bünyesindeki tüm stresi gevşemiş bir dengede tutması gibi) bilir ve bu doğrultuda faaliyet gösterir. (s. 55)
Vücudun dış dünyadaki tehlikeli bir olayı veya bir acil durumu değerlendirmek ve uygun bir yanıt vermek için bu şekilde organize olması stres halidir. Vücudun kas sisteminin bu yolla faal hale geçirilmesi ve sonrasında da duyu sistemi ve farkındalıkla koordine edilmesi, düş gücünü tümüyle durdurur ve bireyin duyularını tümüyle olaya odaklar. Bu durum da heyecan halidir.
Yaşamın kabaca ilk on yılı, dünyaya dair nesnel bir bilgi dağarcığı oluşturmaya ve bu dünyayla hem fiziksel hem de zihinsel olarak nasıl etkileşim kurulacağını öğrenmeye ayrılmıştır. ... Dünyaya dair bilginin sığ kalması (yani yalnızca uzaktan bilgi getiren işitme ve görme gibi duyulara dayanması) pek çok çocukta karşılaştığımız bir sorundur. Çünkü dünyayla doğrudan fiziksel temas kurmaları (tatmaları, dokunmaları, hatta koklamaları) hastalık korkusu veya yalnızca hayalî olan tehlikeler nedeniyle ebeveynler tarafından ya açıkça yasaklanmakta ya da dolaylı yollardan (hevesini kırma, korkutma) engellenmektedir.
Bebek-çocuk her etkileşiminden yeni bir şey öğrenir, gelecekte gerçekleşecek tüm öğrenme de ilk zamanların otomatik beyin-beden örüntüleriyle biçimlenecektir. ... Bebeğin, çocuğun, gencin veya yetişkinin ne öğrendiğine dair tek ölçüt etkileşimdir. Çocuk veya yetişkin etkileşimde bulunabilmekte midir? Yoksa tüm yaşamı belli şeylere verdiği tepkiler veya onlara karşı bulunduğu saldırganca eylemlerden mi ibarettir? İnsanlar yalnızca tepki ve saldırganlık gösteriyorlarsa, zihinsel gelişimleri sakatlanmış demektir.