“Oysa ben, bu üzünçlü ve aç ve sefil, bu aksayan ve sakat öyküyle yaşamayı sürdürüyorum, çünkü senin dinlemeni istiyorum eninde sonunda, tıpkı benim de seninkini dinlemek gibi bir şansım varsa, yani seninle karşılaşırsam ya da sen kaçarsan, gelecekte ya da cennette ya da hapiste ya da yeraltında, başka bir yerde. Ortak noktaları burası olmamaları. Sana hiç yoktan bir şeyler anlatmakla en azından inanıyorum sana, orada olduğuna inanıyorum, inanmakla var ediyorum seni. Bu öyküyü sana anlatmakla, varoluşunu da sağlama alıyorum. Anlatıyorum, öyleyse varsın.”
“Benim aşkım gittikçe daha tutkulu ve bencil oluyor, oysa o soğuyor... Bu yüzden uzaklaşıyoruz birbirimizden. Yapacak bir şey yok. O benim için her şeydir. Bütün varlığıyla benim olmasını istiyorum. Önce belli bir yere kadar birlikte geldik, sonra her birimiz kendi yönüne gitti. Bana delice kıskanç olduğumu söylüyor. Ben kıskanç değilim. Memnun değilim sadece.”