İnsanın kendi öz inançlarını saklayabileceği, onları açığa vurmaması gerektiği, bunun tehlikeli bir iş olduğu, ülkemizde, hala geçerli bir düşünce tarzıdır.
(...), İslam toplumunlarında tüzel kişiliğe hiçbir zaman Roma'da tanındığı kadar geniş bir örgütlenme, meşruiyet ve hareket serbestisi tanınmamış olmasıdır.
İslami inancın bu yapısal-pekiştirici rolü dolayısıyladır ki İslam dininden -az da olsa- ayrılanlar İslam devletinin dışında kalırlar. Bunlar bir anda hem zındık hem toplum dışı ve hem de devlet dışı kişiler olurlar. İslam'ın kendinden ayrılma eğilimi gösteren küçük dinsel grupların ihaneti üzerinde bu kadar sert bir şekilde durmuş olması, her dinsel grubun, potansiyel olarak yeni bir devlet kurma tehlikesi getirmesindendir.