“İnsan hayatı sürekli bir devinim içindeydi sanki. Geçmişleri, çocuklukları, kökleri, hepsi onları bugünkü hâllerine yoğuran görünmez eller gibiydi. Kötü günler, yaralı ruhlarını koruyan bir kabuğa; umut, içlerine çekilmiş pırıl pırıl bir sırra dönüşmüştü. Ve bütün bu katmanlar, insanın saklandığı bir kılıf gibiydi. Belki de her şey, hayatın özü muhafaza etme biçimiydi.”
“Ahhh, anne ya, sen mi haklısın, ben mi haklıyım, geldim bu yaşıma hâlâ çözemedim.” Sustu.
“Evet, tamam... Annemi anlıyorum. Aslında tek derdi, o yalnızlğın içinde kendi başıma ayakta durmamı sağlamaktı. O ne yaşadıysa, hangi acılardan geçtiyse, nasıl direnerek çıktıysa... benim de aynı yolu yürümemi istedi. Ama unuttuğu bir şey var. Ben Masal'ım. Songül değilim. Ve her yara aynı şekilde kapanmaz.”