nilkarya

nilkarya
@nilkarya
Ona göre esas olan, zaman dediğimiz şeyi insan ruhunun benimsemesi, bir meyve ısırır gibi, kendi izlerini ona kuvvetle geçirmesiydi. Her türlü saadet ve felaket düşüncesinin üstünde bir talihin kendisini tamamlaması lazımdı. Istırap insanoğlu için gündelik ekmek, ölümse sadece bir kaderdi, ikisinden de kaçılamazdı. Asıl dava, derin bir şekilde yaşamak ve kendi kendisini gerçekleştirmek, ölümlü hayata şahsi bir çeşni vermekti.
Sayfa 64 - İsmail Molla hakkında, Dergâh Yayınları
Reklam
Hakikat şu ki Behçet Bey aynaları hem sever hem onlardan korkardı. Aydınlıkta her karşılaştıkları şeyi güler yüzle içlerine alan bu sevimli mevcutların bazen o kadar haşin ve sert bir şekilde kendi üzerine kapanışları, sizi acayip bir sükût içinde sarıp mumyalayışları vardı ki… Aynalar, istedikleri zaman, dört bir yana salıverdikleri bu sessizlikle taksim kabul etmiş bir zamanın timsaliydiler. Hâlbuki Behçet Bey, daha çok bizim olan zamanı, beraberimizde getirdiğimiz ve yine beraberimizde götürdüğümüz, her zerresine ayrı mana ve şekiller, ayrı çehreler vererek sahip olduğumuz zamanı, kendi eliyle tamir ettiği, temizleyip ayarladığı bir yığın saatin, kâh telaşla kâh büyük bir sabır ve dikkatle teker teker, küçük küçük, hiç yorulmadan, yanılmadan, şaşmadan saydıkları, nabızlarımızın munis kardeşi olan zamanı severdi.
Dergâh Yayınları
Onun bütün bu eşyadan istediği şey, hülyasına bir çerçeve olmaları, ona bir firar kapısı açmalarıydı.
Sayfa 18 - Behçet Bey hakkında, Dergâh Yayınları
“Bu muhteşem bir kitap”, “Bu değersiz bir kitap”… Ama kitaptan iki farklı şekilde bahsedilir. Övgü de suçlama da bir şey ifade etmez. Hayır, değerlendirme yaparak vakit geçirmek çok hoş olsa da tüm uğraşların en beyhudesidir; değerlendirmecilerin hükmüne boyun eğmek de tam kölelere yakışan bir tavırdır. Önemli olan tek şey, istediğiniz gibi yazmanızdır; yazdıklarınızın asırlar boyu mu yoksa sadece birkaç saatliğine mi önemli olacağını da kimse bilemez.
Sayfa 123 - Kırmızı Kedi Yayınevi
Çünkü başyapıtlar tek başına, yalnız doğmaz; uzun yıllar boyu süregelen ortak düşüncenin, halkın düşüncesinin ürünüdürler…
Sayfa 78 - Kırmızı Kedi Yayınevi