Nilgün Kızıltepe

İç Seslerim
Ocak Ayı Öykü Etkinliği #191271500 "Biraz yalnız kalmalıyım." dedim karşımdaki aynaya. Yalnızlığımı çoğaltan insanları hayatımdan çıkardığımdan beri çok rahattım. Kendi kendimle konuşurken kendimi dinlemediğimi fark ettiğimden beri bu rahatım da kaçtı. Bunun iki tür sancısı oldu bende. Birincisi, kendimi dinlemediğim için boşuna konuşmuştum; ikincisi ise kendi boş konuşmalarıma maruz kalmıştım. Yalnızlığı seçmeyi kurtuluş sanmıştım. Oysa kaçsa nereye kaçar insan? Kendini de götürdüğü sürece hiçbir yere kaçamazdı. "Şimdi, yalnızlığı seçtim, diyorsun ya Ragıp. Sen yalnızlığı seçmedin biliyorsun değil mi? Seni, yalnızlığa ittiler bir kuyunun içine atar gibi. Senin yalnızlığın tek başınalıktan başka bir şey değil. Konuştuğun ayna bile susuyor sana." İç sesimi duymazlıktan geldim. Sürekli moralimi bozar dururdu. Hayır, yalnızlığı kendim seçmiştim. Çünkü yazmaya ihtiyacım vardı. Yazarak insanlardan kaçıyordum ama kendimden kaçamıyordum işte. Önünü alamadığım, üstesinden gelemediğim ve bir çığ topu gibi büyüyen sıkıntılarım vardı. Kırk yaşındaydım ama içimde yaşanmamış bir otuz yaş vardı. Oturmuş şimdi, kendi yaşayamadığım hayatımın kılavuzunu yazıyordum. Kimin ne işine yarayacaksa? "Hayat bir gündür. O da bugündür." dedi içimdeki konuşmak için konuşan ses. Sırf laf olsun diye sabahtan akşama kadar böyle boş boş konuşup dururdu. " Bunun mutlulukla ne alakası var?" dedim. "Carpe diem!" dedi içimdeki yabancı ses. Bir başka ses de tuttu onu Türkçe'ye çevirdi. "Anı yakala!" Çoklu iç ses bozukluğu sendromu vardı galiba bende. Kafamın içinde iç sesler durmadan konuşurken kendim olamıyordum. 2-Yaşamak bu! Mutluluk kadar mutsuzluk da var. "Varabildin mi Ragıp, ulaşabildin mi koyduğun hedeflere? Olmak istediğin insan mısın, yoksa başka bir insan
Nilgün Kızıltepe
Kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin demiş Tarkovski. Bazen kendi halimizle vakit geçirdiğimizde kalabalıklardan çok daha iyi arkadaş olabiliyoruz ruhumuza. Vakit varken tomurcukları topla, zaman hala uçup gidiyor, ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir Ölü Ozanlar Derneği isimli filmde denk gelmiştim bu söze. Anı yaşayabilmenin önemini çok iyi anlattığını düşünüyorum. Belki de tüm yalnızlığımız ana odaklı olmayıp güzellikleri başka yerlerde aramamızdandır.