Nilgün Kızıltepe

Dikkat incelememin sürpriz bozan bir yapısı var!
Puan vermedi·210 syf.··
2024 11. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2024 23:49
Yu Hua’nın Yaşamak isimli romanı, yürek burkan bir hikaye. Kitabı elime aldığımda, sayfalar ilerledikçe her seferinde gözlerimin dolmasına engel olamadım. Her satır, her cümle, Fuguianın trajik kaderini biraz daha derinleştirirken, insan ruhuna dokunan acımasız bir yaşam gerçeğini gözler önüne seriyor. Yaşamak, 20. yüzyıl Çin’inin değişen siyasi ve toplumsal koşulları altında var olmaya çalışan bir adamın, Fuguianın hayatını anlatır. Başlangıçta sorumsuz, miras yedi bir toprak sahibidir Fugui. Kumar borçları yüzünden ailesinin bütün malını mülkünü kaybeder, bu yüzden de hayatı boyunca onları besleyip büyüten babasına, annesine, karısına ihanet eder. Fakat hikâyenin ilerleyen sayfalarında, bu kayıtsız adamın, sorumsuzluklarına rağmen, kaderin ona biçtiği acılar karşısında yavaşça değişen bir adam haline gelmesine tanık oluruz. Üstelik ona karşı duyduğumuz öfke, yerini derin bir hüzne bırakır. Yaşadığı kayıplar, öyle büyük ve öyle ağırdır ki, kaçınılmaz olarak acısını paylaşıp onunla birlikte ağlarız. Fugui, evinin bütün servetini kaybettikten sonra, ailesinin geçimini sağlayabilmek için bir köylüye dönüşür. Ancak asıl büyük acı, hayatındaki insanlar bir bir elinden kayıp gittikçe gelir. Herkesin hayatını, en sevdiklerini kaybeder. Oğlu Youqing’in haksız yere, gencecik yaşta ölümüne şahit olmak, babalık duygularını parçalayan bir yara açar Fugui’nin kalbinde. Oğlunu bir kan nakli sırasında kaybetmesi, bir devlet memurunun düzensizliğinin bedelini bu kadar ağır ödemesi, içimizde hem öfke hem de tarifsiz bir haksızlık duygusu uyandırır. Fugui’nin hayatı boyunca yaşadığı kayıpların en can yakıcı olanı belki de budur; bir babanın, oğlunu, yaşarken mezara koyması, bir insanın dayanabileceğinden çok daha fazla bir acıdır. Ve bu acı dalgası burada bitmez. Eşi Jiazhen, kızı
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·85 syf.··
2024 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2024 01:09
Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü adlı eseri, bir insanın ölümle burun buruna geldiği anlarda yaşadığı derin duygusal ve zihinsel dalgalanmaları anlatan sarsıcı bir eser. Bu kitap, sadece bir mahkumun idamını anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda okuyucuyu ölüm, umut, acı ve insanlık üzerine derin bir sorgulamaya itiyor. Her şeyin içtenlikle ve acımasız bir dürüstlükle sunulması, eseri daha da güçlü kılıyor. Kitaptan bir alıntıyla devam edeyim. “Bazı anlar oluyor ki insan bir saç teli ile bir zinciri kırabileceğine inanıyor.” Bu alıntı bize mahkumun içinde bulunduğu çaresizlikle karışık o bitmek bilmez umut hissini çok iyi özetliyor. İnsanın ne kadar köşeye sıkışmış olursa olsun, içindeki umut kıvılcımı bir şekilde varlığını sürdürüyor. Dostoyevski Suç ve Ceza’da “Yüksek bir yerde, bir kayanın üzerinde ancak iki ayağımı koyabileceğim kadar daracık bir yerde yaşayacak olsaydım dört bir yanım uçurumlarla, okyanuslarla çevrili olsaydı, fırtınalar, zifiri karanlık olsaydı her yanım, kimsecikler olmasaydı yanımda, o daracık yerde öylece bir ömür, binlerce yıl, sonsuza dek yaşamak isterdim! Yaşayabilsem, yalnızca yaşayabilsem, yaşayabilsem! “ diyor ya hani. Yaşama gözle görülmeyen ağlarla mı bağlıyız? Yaşamak için çırpınırken insan, ölümden beter dediği şeyleri bile yaşamayı tercih edebiliyor. Mahkûm, özgürlüğünü kaybetmektense ölmeyi tercih ederken bile, o son beş dakika için umut besleyebiliyor. Benim için bir diğer etkileyici kısım da, “Fiziksel acı, zihinsel acının yanında nedir ki?” cümlesi. Mahkumun zihnindeki acılar, vücudunun yaşadığı acıları kat kat aşıyor. Zihinsel acı, belirsizlik, korku ve umutla birleştiğinde, bedenin dayanabileceğinden çok daha ağır bir yük haline geliyor. Peki, öleceğimiz zamanı bilmek nasıl bir duygu?Sevdiklerimiz bizden sonra nasıl
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Karbon Kitaplar · 2018152,8bin okunma
Puan vermedi·155 syf.··
2024 4. kitabı
Viktor E. Frankl'ın "İnsanın Anlam Arayışı" adlı eseri, insan ruhunun derinliklerine dair önemli bir çalışmadır. İlk olarak 1946 yılında yayımlanan bu kitap, 20. yüzyılın en etkili psikoloji eserlerinden biri olarak kabul edilir. Frankl, bir psikiyatrist ve nörolog olmasının yanı sıra, Auschwitz ve Dachau gibi Nazi toplama kamplarında hayatta kalmayı başarmış bir kişidir. Bu kitapta, toplama kampı deneyimlerinden yola çıkarak geliştirdiği logoterapi teorisini okuyucularla paylaşır. Kitabın İçeriği ve Temaları: Kitap iki ana bölümden oluşur. İlk bölümde, Frankl'ın toplama kamplarındaki kişisel deneyimleri anlatılır. Bu bölüm, hayatta kalma mücadelesi ve insan onurunun nasıl korunabileceğine dair çarpıcı ve sarsıcı anekdotlar içerir. Frankl, zor koşullar altında bile yaşamın anlamının bulunabileceğini ve insanın içsel özgürlüğünü koruyabileceğini vurgular. İkinci bölümde ise Frankl, toplama kamplarındaki deneyimlerinden yola çıkarak geliştirdiği logoterapi teorisini açıklar. Logoterapi, "anlam terapisi" olarak çevrilebilir ve insanın temel motivasyon kaynağının yaşamında anlam bulma çabası olduğunu savunur. Frankl, insanların zorluklar karşısında bile yaşamlarında bir anlam bulmalarının, onların psikolojik sağlığını ve iyilik halini koruyabileceğini belirtir.
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,5bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2024 3. kitabı
Sun-Mi Hwang'ın yazdığı ve Pınar Savaş'ın Türkçeye çevirdiği "Uçabileceğini Hayal Eden Tavuk" kitabı, basit bir çocuk hikayesi gibi görünse de, derin temaları ve evrensel mesajlarıyla her yaştan okuyucuyu etkileyen bir eserdir. Kitap, özgürlüğü, hayalleri ve cesareti konu alan dokunaklı bir masal olarak karşımıza çıkıyor. Kitabın başkahramanı Filiz, sıradan bir tavuktur. Kümesin dar sınırları içinde yaşamaktan bıkmış, hayatında bir değişiklik arayan Filiz, yumurtalarını kuluçkaya yatırma hayaliyle yanıp tutuşur. Ancak bu hayal, onun için pek de kolay gerçekleşecek bir şey değildir. Diğer hayvanlar tarafından dışlanır ve çeşitli zorluklarla karşılaşır. Filiz'in bu zorluklarla mücadelesi sizi derinden etkileyecektir. Filiz'in hikayesi, bir tavuğun kuluçkaya yatma arzusunun ötesinde, insan yaşamındaki büyük hayalleri ve bu hayallerin peşinden gitme cesaretini simgeler. Herkesin hayatında gerçekleştirmek istediği hayalleri vardır, ancak çoğu zaman bu hayaller çevresel baskılar veya içsel korkular nedeniyle engellenir. Filiz, bu engelleri aşarak ve kendi yolunu bularak, okuyuculara ilham veren bir karakter haline gelir. Filiz'in kararlılığı ve annelik içgüdüsü, onu sadece bir tavuk olmaktan çıkarıp evrensel bir kahraman yapar. Hikaye boyunca yaşadığı sıkıntılar ve elde ettiği başarılar, okuyucuyu duygusal bir yolculuğa çıkarır. Filiz'in hikayesi, kitap kapağına baktığımızda ilk başta çocuk kitabı türünde gibi görünse de her yaştan okurun okuyup dersler çıkarabileceği bir kitap. Filiz, herkesin kendi hayatında uygulayabileceği önemli mesajlar veriyor bize: Hayallerinizin peşinden gidin, cesur olun ve asla pes etmeyin. Bu kitap, herkesin içinde yatan cesur ruhu uyandırmak için güçlü bir hatırlatma niteliğinde. Kendi hayallerinizin peşinden gitmek için gereken cesareti
Uçabileceğini Hayal Eden TavukSun-mi Hwang · Genç Timaş Yayınları · 20263,051 okunma
Puan vermedi·330 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2024 02:00
Zülfü Livaneli’nin Kardeşimin Hikayesi, okuru derinden etkileyen, ince işlenmiş ve ustaca kurgulanmış bir roman. Hayatını inzivada geçiren, duygusal bağlardan kaçınan bir adam olan kahramanımız, gizemli bir cinayetin gölgesinde genç bir gazeteciyle olan sohbeti aracılığıyla kendisini, geçmişini ve insan doğasına dair derin sorgulamalarını bizlere açıyor. Romanın ana teması, insan ruhunun karanlık ve belirsiz yönleri üzerine kurulu. Anlatıcı karakterin hayatını şekillendiren travmalar ve bu travmaların yansıması olan içsel çatışmaları, eserin her sayfasında derin bir içtenlikle hissediliyor. Bir yandan bir polisiye hikâye anlatılırken, diğer yandan insan ilişkileri, aşk, yalnızlık ve kader üzerine felsefi bir yolculuğa çıkıyoruz. Livaneli’nin duru ve akıcı dili, karakterin duygusal yoğunluğunu ve içsel karmaşasını ustalıkla dile getirirken, okuru da adım adım hikâyenin içine çekiyor. Kitabın en etkileyici yanlarından biri, yazarın okuru sürekli olarak şüpheye düşürmesi. Karakterin anlattığı hikâyeler ve verdiği ipuçları, hem bir insanın zihninin ne kadar karmaşık olabileceğini hem de gerçekliğin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Livaneli, "Bir insanın zihni nasıl işleyebilir? Nasıl bir yanılsama yaratabilir?" sorularını adeta okurun zihninde yankılıyor. Roman boyunca pek çok kez, anlatıcının güvenilirliğini sorguluyor, karakterlerin söylediklerinin arkasında gizli anlamlar arıyorsunuz. Romanın finali ise tam anlamıyla sarsıcı. Kitabı okuyacakları düşünerek çok fazla ipucu verip sürprizi bozmadan belirtmek gerekirse, kitap boyunca dikkatle kurulan atmosfer ve anlatıcının detaylı tasvirleri, okuru hiç beklenmedik bir sürprizle karşı karşıya bırakıyor. Bu sürpriz, hikâyeyi baştan sona yeniden düşünmenizi ve anlatılanları farklı bir bakış açısıyla değerlendirmenizi
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,7bin okunma