Nilgün Kızıltepe

“Dayanıksızlık şemasının üstesinden gelmenin gerçek ödülü, yaşam alanlarınızın genişlemesidir. Korkularınız yüzünden kaçırdığınız çok fazla şey vardır. _Robert: Sanırım beni harekete geçiren şey ne kadar fazla şeyi kaçırdığımı fark etmek oldu. Kaçırıyordum. Yani, kendimi çok fazla yoksun bırakıyordum. Kaygıya adanmış bir hayattı._ “
Sayfa 268·Kitabı okudu
Reklam
Kitabı okurken “ebeveynleştirilmiş çocuk” kavramını görünce üzerinde durmak istedim biraz. Hepimiz çocukların doğası gereği meraklı, enerjik ve oyun peşinde koşan varlıklar olduğunu biliriz. Ancak bazen hayat, bazı çocukların çocukluklarını ikinci plana atmalarını ve beklenmedik şekilde “büyümelerini” talep eder. İşte bu noktada “ebeveynleştirilmiş çocuk” kavramı ortaya çıkar. Bu terim, kısaca, bir çocuğun yaşı gereği kendisine uygun olmayan sorumlulukları üstlenmesini ifade eder. Düşünün, bir çocuk daha oyun oynaması gereken yaşta evin yetişkini haline geliyor; hem fiziksel hem de duygusal anlamda ailesinin yükünü taşımaya başlıyor. Gerçekten de bu durum, çocuk için oldukça ağır ve zorlayıcı olabilir. Peki, nasıl olur da bir çocuk ebeveyn rolüne bürünür? Bunun farklı sebepleri olabilir. Mesela, ebeveynlerin boşanması, maddi sıkıntılar, bir ebeveynin kaybı ya da hastalık gibi durumlar çocuğu bu role zorlar. Ama bazen nedenler daha derinlerde olabilir: Ebeveynin kendi duygusal olgunlaşmamışlığı ya da sorunları yüzünden çocuk, destek almak yerine kendisi destek veren kişi haline gelir. Yani, çocuk bir bakıma ailenin ‘omurgası’ haline gelir. Bir an için gözünüzde canlandırın: Küçük bir çocuk, kardeşlerinin bakımını üstleniyor, onların yemeklerini hazırlıyor, ev işlerine koşuyor. Hatta belki de anne-babasının dertlerini dinleyip, onları teselli etmeye çalışıyor. İlk bakışta bu çocuk size “sorumluluk sahibi” gibi görünebilir, ama aslında bu sorumluluklar onun kaldıramayacağı kadar ağırdır. Bu durum çocuğun psikolojik gelişimini ciddi şekilde etkiler. Ebeveynleştirilmiş çocuklar genellikle yoğun bir kaygı ve stres altında büyürler. Yaşıtları dışarıda oyun oynarken, onlar evde “büyük adam” ya da “büyük kadın” olmaya çalışırlar. Çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını arka plana
“Bağımlılık, özgürlük ve kendini ifade konularında yüksek bir bedel ödemeye neden olur.”
Sayfa 215·Kitabı okudu
“Terapinin hedefi en sonunda danışanlarımızı bağımsız bir duruma getirmektir. Onlar adına karar vermek ise, onların bize olan bağımlılığını artırır.”
Sayfa 213·Kitabı okudu
O küçük kahraman, yağmurun hızlanacağını sezmiş gibi çoktan planını yapmıştı. Tüylerini ıslatacak tek bir damlaya bile fırsat vermemeliydi. Hedefi, her zamanki gibi o kuytu odunluktaydı. Küçük bedeni çevik hareketlerle süzüldü, tıpkı bir gölge gibi. Yılların ona kazandırdığı sokak bilgeliğiyle, her köşe başında durup etrafı kontrol etti. Yağmurun çiselediği ilk anlardan beri gözleriyle sığınabileceği güvenli bir yer arıyordu. Ve nihayet, odunluğa vardığında, bir zafer edasıyla patilerini yaladı. Etrafı kontrol etmekten geri durmadı ama, bu kez biraz daha rahatlamıştı. İçeri süzüldü, kuru ve güvenli bir köşeye yerleşti. Yağmurun sesi dışarıda giderek şiddetlenirken, o içeride huzurla gözlerini kıstı. Islanmamak onun için yalnızca bir rahatlık değil, aynı zamanda bir başarıydı. Çünkü sokaklarda hayatta kalmak sadece cesur olmayı değil, aynı zamanda zeki ve hızlı düşünmeyi de gerektirirdi. Yağmurun altında kalan yiyecek kırıntıları, çöp bidonlarının yanında duran ekmek parçaları, hepsi birer ödüldü ama doğru zamanda hareket etmek şarttı. Odunluğun köşesinden dışarıyı izlerken, tüyleri kuru ve sıcak, gözleri keskin ve dikkatliydi. Yağmurun altında koşuşturan diğer hayvanlar, sığınacak yer bulamayan serçeler, ona tanıdık bir hikayeyi hatırlatıyordu: Bu sokaklarda, yalnızca aklını kullananlar, fırsatları değerlendirenler kazanırdı. O da tam olarak bunu yapmıştı. Yağmur dinene kadar buradaydı. Belki biraz uyur, belki de dışarıyı izlemeye devam ederdi. Ama içindeki o masumiyet, her şeye rağmen korunmuştu. Yağmurdan kaçmış, aklını kullanarak kendini korumuştu. Yine de içinde, tüm bu mücadelelerin ortasında bile sıcak bir sevgi, küçük bir umut ışığı saklıydı. Çünkü o, bir sokak kedisiydi; hayatı ne kadar zor olursa olsun, her yeni güne aynı masumiyetiyle uyanmayı
Duygu ve Düşünce