Çıplak soğuk taştan dört duvar arasında esir edilmiş; adım atabileceğim özgürlükten, görebileceğim ufuktan mahrumken kapıdaki gözetleme deliğinde süzülen ışığın, karşıdaki karanlık duvara yansıttığı beyazımtırak şeklin ağır ağır hareket etmesini gün boyunca kurulmuş makine gibi seyrederek zaman geçirmek tek meşguliyetim.
Ne yaparsam yapayım, gerçekten kaçamıyorum! Yalnız, kıskanç, dalgınlıkla beni her şeyden uzaklaştıran bu berbat düşünce hayalet gibi her zaman yanımda.