hakikat nedir? hakikat, kişilerin inanmak istediği ve herkese inandıklarını direttiği bir şey midir? insan bazı şeylerden eminken, herkesin tam terini söylemesiyle emin olduğu şeylerden vazgeçer mi? gerçeklik algımızı nasıl koruyacağız?
kitap, biri fakir ve biri çok zengin iki arkadaşın hikayesiyle başlıyor. Soın, bir sabah okulun arka bahçesinde hayata veda etmiş bir şekilde bulunuyor. baş şüpheli ise en yakın arkadaşı Cuyon. Cuyon, hayatı boyunca ne annesi, ne babası, ne de başka birinden hiçbir anlayış görmemiş bir kız. Soın ile tanışınca gerçek arkadaşı ve kendisini anlayan birine sahip olduğunu düşünüyor. Soın ise fakir, geçinmek için markette çalışmak zorunda olan, arkadaşları dershaneye giderken kendi markette çalışıp para kazanmak zorunda olan bir kız. Cuyon, Soın'a o kadar bağlıdır ki, her şeyini ona vermeye hazırdır. pahalı kıyafetlerini, ders notlarını, sırlarını, sevgisini, her şeyini... Soın ise zengin olduğu için Cuyon'u kullanır. Cuyon, Soın'ın kendisini kullandığını fark edince hayata olan ümidini tamamen yitirir ve Soın'ın yanında kaçmaya başlar. ne yazık ki elinde bir tuğla vardır ve olayın şokuyla okula çıkıp pencereden bakarken tuğlayı pencere kenarında unutur. Soın ise camın altında beklerken tamamen tesadüf bir öğrencinin çantası tuğlaya çarpar ve tuğla Soın'ın kafasına gelir. Soın vefat eder ama tüm suç Cuyon'un üstüne kalır. tüm ülke onun suçlu olduğunu ve derhal hapse atılması gerektiğini söyler. böyle bir suç işlemediğinden emin olan Cuyon, çevresindeki hatta çevresinde olmayan milyonlarca insanın baskısı dolayısıyla acaba ben gerçekten arkadaşıma bunu yaptım mı diye düşünür.
okuması çok kolay, akıcı ve merak uyandıran bir kitap.