İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yeni putlar çıkmış ortaya. Truman,* Marshall planı* ve Amerikan sosyolojisi. Bu “bilimsel” sosyolojinin ilk amacı, Amerikan iş çevrelerinin mutlak hükümranlığını sağlamak; ilk keşiflerinden biri sosyodra. ma. Sosyodramanın temelinde şöyle bir peşin hüküm yatar. Amerikan toplumu mümkün dünyaların en iyisi, ama işlet. melerde ufak tefek aksaklıklar görülüyormuş, adam... Bu câ. nım düzene ayak uydurmayan birkaç ruh hastası, psikodrama veya sosyodrama ile afiyete kavuşturulur, olur biter.
Sovyet sosyolojisi, sosyolojinin karikatürü.
Hüsnüne esir olduğumuz bu yeni ideoloji, edebiyatın en sevimsiz dalı. İlme benzeyen tek tarafı: Sıkıcılığı. Kendi tarihlerinden, kendi mukaddeslerinden, bir kelimeyle kendi ruh dünyalarından habersiz nesiller, bir ülkeden bir ülkeye, bir medeniyetten bir medeniyete taşınınca bütün hikmet-i vücudunu kaybeden bu şiirsiz, bu soğuk ideolojiden öylesine bezmişlerdir ki, iffetlerini herhangi bir gerçek ideolojiye teslim etmelerine şaşmamak lâzım.
Bu son moda mitolojinin yerli rahipleri bana hep Voltaire'in bir tarifini hatırlatır: “Avukat, Paris'in örfü adâtını öğrenmek için yıllarca Teodosyus* ve Justinianus” kanunlarını ezberleyen, sonra efendim, kaydını yaptırarak ücreti mukabilinde müdafaaya çıkmak hakkını kazanan kimsedir, sesi müsaitse tabii.”
Sayfa 186 - İletişim Yayınları