Dilara KARASU

Dilara KARASU
“Hayat çok garip,” dedi Nora. “Her şeyi bir arada yaşamamız. Dümdüz bir çizgide. Ama resmin tamamı bu değil. Çünkü hayat yalnızca yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da oluşur. Ve yaşadığımız her an... bir çeşit dönemeçtir.” “Düşünün. Hayata... ne olacağı belirlenmiş bir şey olarak nasıl başladığımızı düşünün. Toprağa ekilmiş bir ağaç tohumu gibi. Ardından... büyürüz... büyürüz... ve ilk başta gövdeye dönüşürüz.” “Ama sonra bu ağaçtan –yaşamımız olan ağaçtan– dallar çıkar. Gövdeden farklı yüksekliklerde ayrılan onca dalı düşünün. Dalların çoğu zaman farklı yönlere doğru giden başka dallara ayrılışını düşünün. Dalların farklı dallara dönüşmesini, o dalların da daha ince dallara ayrılmasını düşünün. Aynı daldan çıkan ince dalların uçlarını, hepsinin nasıl da ayrı yönlere doğru gittiğini düşünün. Yaşam da daha büyük bir ölçekte, aynı şeydir. Günün her anında yeni dallar çıkarır. Bizim bakış açımızdan –hepimizin bakış açısından– bu bir... süreklilik gibi görünür. Her bir dal yalnızca tek bir yolu gitmiştir. Ama her zaman başka ince dallar da vardır. Başka şimdiler de vardır. Geçmişte farklı yönlere gitmiş olsanız çok farklı olacak başka hayatlar. Yaşam ağacından söz ediyorum. Yaşam ağacından birçok dinde ve mitolojide de söz edilir. Budizmde, Yahudilikte, Hıristiyanlıkta. Ağaç metaforunu birçok felsefeci ve yazar da kullanmıştır. Sylvia Plath için, varoluş bir incir ağacı ve olası bütün hayatlar –evli ve mutlu olduğu, başarılı bir şair olduğu hayatlar– olgun ve tatlı birer incirdi ama Plath o olgun ve tatlı incirlerin tadına bakamıyor, meyveler göz göre göre çürüyüp gidiyordu. Yaşamadığımız onca hayatı düşünmek, insanı delirtebilir.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Reklam
“Özgürlüğün temelinde itaatsizlik yatar. İtaat edenlerden ancak köle olur.” Henry David Thoreau
Sayfa 101·Kitabı okudu
“Özgürlüğün temelinde itaatsizlik yatar. İtaat edenlerden ancak köle olur.” Henry David Thoreau
Sayfa 101·Kitabı okudu
Nora serbest stile geçtiğinde annesiyle babasının onu hiçbir zaman anne ve babalardan beklendiği şekilde, koşulsuzca sevememesinin kendi suçu olmadığını anladı.
Sayfa 96·Kitabı okudu
“Direnme gücüne sahip olanlar başkalarından farklı değildir,” diyordu Nora. “Aradaki tek fark, onların aklında belli bir hedef olması ve o hedefe ulaşmaya kararlı olmalarıdır. Direnme gücü, dikkatimizin kolayca dağılabildiği bir hayatta odağımızı koruyabilme yeteneğidir. Bedenimiz ve zihnimiz sınıra dayandığında bile yaptığımız işe yoğunlaşmayı sürdürmek, dikkatimizi dağıtmadan, etrafa bakıp birilerinin bizi geçebileceğinden endişe etmeden kendi kulvarımızda yüzmeyi sürdürebilmektir...”
Sayfa 91·Kitabı okudu
Reklam