—Çavuş Yoon Dong-hyun, Başmüfettiş Mingyu burda. Kapsamlı teftiş yapacakmış her şeye bakma yetkisi varmış. —Bunu bana değil, Yüzbaşı Hwang'a söylemen gerekiyor. —Yüzbaşının karşı çıkabileceğine inanıyor musunuz? —Başmüffettişe göre bayağı silik kalacak. —Siz varsınız. —Ne yapayım adamı teftiş yapamazsın diye dövüp kışlasına mı göndereyim? —Sizin sesin çıkıyor, kendinizi rütbem yok diye ezdirmiyorsunuz ve sorunları etkili bir şekilde çözüyorsunuz. —Evet döverek. #thelegendkitchensoldier
Alıntı
Girişte 73 tane sayfaya mavi mürekkep ile parmak izi basıp imzamı da attıktan sonra bu kutsal mekana, doğumhaneye teşrif edebilmiştim. Demek doğumhane böyle bir yermiş. Kendimi tersine fonksiyon bir gassal gibi hissediyorum. Neyse döndü bir hemşire işlem neydi diye sordu. Dedim hanımefendiciğim kürtaj olacağım. Aldı beni bir tane odaya soktu. Odada iki kadın daha vardı. Oturdum yatağa, hemşire de birazdan gelecem dedi çıktı. Kadınlardan biri orta yaşlıydı. Sere serpe uzanmış tavanı izliyordu. Öteki de elinde bir bebek oturuyordu ama çok stresli gibiydi. Döndü bana sordu, acaba kürtaj olurken canım çok yanar mı diye. Dedim ki, ''Şimdi hanımefendiciğim bu sizin kimden ne şekilde, hangi pozisyonda, saat kaçta, hangi şarkı çalarken veya çalmazken, odanın ışığı açıkken mi kapalıyken mi, ek sıvı kullanarak mı kullanmayarak mı hamile kaldığınıza göre değişir.'' Uzanan orta yaşlı abla bana yandan ters bir bakış atıp kadına kaç aylık olduğunu sordu. Bir aylıkmış. Bir aylık olduğuna göre de kolay geçermiş. Sonra ablalar kendi aralarında bir sohbete girdiler. Biri dedi hamile kalmamım sakıncalı olduğunu söyledi doktor ama spiral mi silindir mi kare mi her neyse işte onu takmak da günah. Öteki de e kürtaj da günah dedi. Derken odaya yaşlı bir kadın girdi. Biraz da onunla sohbet ettiler. Kadın bana seninki kaç aylık diye sordu. Dedim, ''Hanımefendiciğim benimki 228 aylık. Ben doğdum doğalı bunlar benim içimde var oluş gösteriyorlar. Tamam sadece gösterseler yine iyi. Bir de bunlar birbirlerini döllüyorlar, yavruluyorlar. Büyüyorlar da büyüyorlar. Yer kalmadı efendim. Bekledim de bekledim. Doğsunlar de ferahlayayım dedim. Ama yokk! İnat etmiş doğmuyor. Ben de ne yapayım madem sen doğmayı beceremiyorsun şekilsiz bir şey olarak yaşamana izin veremem. Ben de yok etmeye karar
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“S E L A M O L S U N".!!!! "Osmanlı'nın artığısınız!" dediklerinde "kahroluyorum" diyen Kerkük’lü nineye, "Bizi kimlere bırakıp gidiyorsunuz?" diye haykıran Şam’lı dedeye, "Bu vazifeyi Yavuz Sultan Selim Han verdi, 500 yıldır İstanbul'u bekliyoruz" diyen Halep’li mücahide, "Türkiye için dua etmeden seccademi kaldırmam." diyen Bosnalı teyzeye, "İki patik ördüm, köyüme ilk gelen Türk askerlerine vereceğim" diyen Ahıskalı geline, Ordumuza katılmak için ceketini satan Pakistan’lı gence, “Halifenin ordusuna karşı savaşmam.” diye İngiliz Ordusu’na katılmadığından kurşuna dizilen Hint’li Müslümanların torunlarına, Kolundaki bilezikleri ve yüzükleri göndererek Kurtuluş Savaşı’nda bizlere destek veren Türkistan’lı kadınlara, Şahadet parmağını İsrail’li askerlere uzatarak, Müslüman Türk Ordusu’nu ima ederek "Bir gün gelecekler." diye ağlayan Gazzeli Çocuğa... Taa uzak doğuda, Afrika’nın diplerinde Osmanlı’nın İslam Halifesi Abdulhamid Han adına hutbe okuyan yetimlere.. Baykal'a, Hazar'a… Yakut’a, Kızıl’a, Urumçi’ye… Tuna'ya, Fırat'a ve Nil'e... Tanrı Dağları’na, Apşeron'a, Elbruz'a ve Erciyes'e... Ahlat'a, Hoca Atam Yesevi Yurdu Çimkent’e, Bişkek’e, Taşkent’e, Aşkabat’a, Üsküp’e Fergana'ya ve Tebriz'e
Eskilermi güzeldi ,Eskiden mi Güzeldik..?
Hayırlı Geceler Dilrûba'm. Saat 22.00 ve yine başbaşayız :) Yatsı namazı için camiden döndüğümde yürüyüş yapmaya gittim ,yürüyüşü sevdiğimi bilirsin :) Her taraf Çiçek açmış giderken ot kokularından kendimi köyde hissettim tebessüm ettirdi. Yolda yürüyorum ama aklımdan binlerce düşünce,kalbimden binlerce ses işittim biliyomusun.. Bazı evlerin ışıkları sönük,bazı evler yıkık gibi duruyor sanki,ama ufakda olsa bir bahçeleri var, sanki ' en güzel filizler kırık yerlerden çıkar' diyor adeta.. Kimi binalar da var ışıkları açık ve dışı yeni gibi dursada o kırık binanın seslendiği gibi seslenmiyor bana :) Yolda giderken Ay'a bakmaktan kendimide alamadım. Çok güzel parıldıyordu sahiden.. Ve içimden Özdemir Asafın "gecemidir insanı hüzünlendiren, yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen..?" Mısraları geçti.. Tabi en son geldim Çocukluk sokaklarıma.. Öyle doldum ki o an.. Çok güzeldi o zamanlar.. İnşaat borularından silah yapıp silahçılık oynardık, Tarlamız vardı yemyeşildi tabi o zamanlar mahallemiz, Orada ebelenmeç oynardık.. Tam bu saatlere yakın tüm mahalleyi toplar saklambaç oynardık.. Tüm mahallede peşimi bırakmazdı Dilrûba'm:) Senle saklanmak çok zevkli derlerdi . Yerlerde seksek taşlarımız vardı.. Kaldırım köşelerinde kumlara üçgen çizip misket oynardık.. Yerden yüksek oynardık, karşıya geçmek için öyle nameler uydururdumki aklıma geldikçe acaib gülerim. Yakantop oynardık, 45 dk ortadan çıkmadığım zamanlar olmuştu.. Dilrûba'm ; Ben şimdi topum kaçtı diye almaya bahçesine girdiğimde bana kızan nineyi bile özlüyorum.. Eskiden Gökkuşağı severken şimdi Siyah ile başbaşayım.. Belkide Siyahı biz dışladık renklerimizden.. Gözlerimizin içinin güldüğü zamanları, âh ederek gözyaşlarıyla aradığımız günlerdeyiz.. Sahiden ; **Eskilermi Güzeldi, Eskiden mi
Duygu ve Düşünce
MADEM KUR'AN YETİYOR! BUYUR HADİ CEVAP VER?
Ebubekir Sifil'in özellikle Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk'ü hedefe koyarak yazdığı, — "Modern İslâm Düşüncesinin Tenkidi" kitabını yıllar önce (2001) okumuştum. Kitabından ajandama notlar da almıştım. Hakkını yemeyelim, çok güzel tespitleri de var kitabında. Konu uzayacak ama hadi bir örnek vereyim: 👉 İslâm’ın “Ekber-i Kebâir” (Büyük günahların en büyüğü) olarak nitelediği üç temel fiil vardır: ​Şirk ​Haksız yere insan canına kıymak. ​Zina ​Furkan 68'de ifadesini bulan bu üç büyük tehlikeli fiilin her biri, aynı zamanda insanın yaratılıştan getirdiği üç ayrı kuvvete de işaret etmektedir. Bunlar: Akıl, Öfke Şehvet. İnsana insan olma vasfını veren de bu üç unsurdur. ​Ontolojik olarak insandan başka hiçbir canlı, bu üç unsurun birleşiminden meydana gelmemiştir. İnsan, yaratılışından getirdiği bu üç kuvveti yerli yerinde kullanmaktan uzaklaştığı anda kendisini tehlikenin, yani "Ekber-i Kebâir" sınırında bulur: — ​Aklını fonksiyonel olarak işletmeyip fesada verdiği zaman şirke, — ​Öfke ve gazap gücünü fonksiyonel olarak işletmeyip fesada verdiği zaman öldürmeye, — ​Şehvet gücünü fonksiyonel olarak kullanmayıp fesada verdiği zaman da zinaya gider...
Çoooook İddalı Ama Güzel
1. Abraham Maslow - İnsan Olmanın Psikolojisi Alıntı: "İçinde bir yetenek keşfetmek insana büyük bir canlılık verir." • Bağlam: Lou’nun haberciliğe olan yeteneğini fark etmesi ve bu işin onun için bir umut kapısı olması üzerine kullanılmıştır. 2. Yuval Noah Harari - Homo Deus Alıntı: "Başarı hırs ve açgözlülüğü beraberinde getirir. Yeni başarılarımız bizi daha cüretkar hedefler koymaya yönlendiriyor." • Bağlam: Lou’nun kazandığı parayla sadece yetinmeyip, sektörde tek başına zirveye çıkma arzusunu açıklamak için verilmiştir. 3. Sigmund Freud - Uygarlığın Huzursuzluğu Söz: "Genellikle kötülük egoya zarar veren ya da tehlikeye atandan oluşmuyor; çoğu zaman ona zevk veren, arzu ettiği bir şey bile olabiliyor." • Bağlam: Lou’nun Nina’yı elde etmek için iş gücünü bir şantaj aracı olarak kullanırken duyduğu çarpık hazza atıfta bulunur. 4. Fyodor Dostoyevski - Karamazov Kardeşler Söz: "İnsanın acımasızlığı vahşi sözcüğü ile ifade edilir ama bu vahşi hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık ve hakarettir. Vahşi hayvan hiçbir zaman ustalık ve zevk almak bakımından bir insan kadar acımasız olamaz." • Bağlam: Lou’nun rakiplerinin kazasını zevkle çekmesi ve kendi çıkarları için suçluların sokakta gezmesine izin vermesi üzerine söylenmiştir. 5. Andreas Gruber - Ölüm Fermanı Söz: "Arzu, hırs ve kana susamışlık tuzlu su gibidir; insan ne kadar çok içerse susuzluğu o kadar artar." • Bağlam: İnsan hırsının ve arzusunun ulaştığı noktanın aslında bir sonunun olmadığını anlatmak için kullanılır. 6. Zülfü Livaneli - Son Ada Alıntı: "Bir yerde kötülük varsa oradaki herkes biraz suçludur." • Bağlam: Lou’nun bir canavara dönüşmesinde, onu dışlayan ve sadece başarıya odaklı bir yarışa iten toplumun da payı olduğu vurgulanır.
1000Kitap