İrfan dediğimiz meleke, insanı yalnızca bildiklerinin sınırı içinde bırakmaz, insan irfanla bildiklerinden bilmediklerine varır. Oysa hâlihazır uygarlık, insanı bildiklerinin ötesine geçirmek, bildiklerini aşmak şöyle dursun, bildiklerinden bile emin kılamıyor: bu , “bilim” denilen fenomenin insan zihnini tökezletmesi, onun kendine güvenini sarsması, insanın “ özgür düşüncesini” zincirlemesi olayıdır.
Hastalık ise birden gözünü açtırır.Vücûduna ve cesedine der ki:
“Lâyemût değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gurûru bırak, seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.”