Birden istemsizce ‘Allah’ ismi döküldü dilinden. İnsan böyle olurdu işte. Ne vakit herşeyden ve hatta kendinden sıyrılsa, aklına Allah gelirdi. Yalnızca Allah kalırdı aklında. Dilinden dökülüverirdi, o vakit aklı değil de gönlü düşünüverirdi. (…)
Musa Barlas, bu kez öyle bir ‘Allah’ dedi ki, bütün Yesi titredi sanki. O Allah dedi ve O ardını verdiği kapı aralandı hafifçe. Zira Allah denince açılır da her kapı…
Zira yürüdükçe yaşlanıyordu ve ölüyordu belki de. Zira ölüm aniden olan bir hal değildi. Yaşamak demekti esasında ölmek. Yavaş yavaş ölmenin adına "yaşamak" denmişti.