Nisa

Nisa
@nisadmrts
insta: @sayfalarcanisa Kitap tozuna mı müptelayız ne?
Acı yoksa barbarlık var !
10/10
·80 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 19:42
Kendimizi ne güzel unuttuk ama (!) Kitap sanırım acı hissimizi hatırlatmak için yüzümüze tokat atıyor. Biz hedonist insanların kaçtığı ve görmek istemediği tüm gerçekliği gözler önüne seriyor. Haliyle gerçeklik algısını yitirdiğimiz şu çağda bu denli hakikati görmek ağır geliyor. Okurken ‘dur, bu kadar yeter’ deyip elimden bırakıp yazılanları sindirmeye çalıştım. Herkes de bu denli etki etmeyebilir elbette. Sürekli izleniyor hissi, nasıl görünüyorum düşüncesinin ardından üzerine eklenen beğenilme isteğiyle farklılıklarımızı bırakıp aynileşiyoruz. İmkanları zorlayarak da olsa onlar gibi oluyoruz. Ama yetmiyor, yetmeyecek. Yetişemeyeceğiz, sonuç bir depresyonun ortasındayız. Duygularımızın, düşüncelerimizin sömürülüp mahremiyetimizi gözler önüne sermeyi ihtiyaç haline getiriyoruz. Hepimiz özgür olduğumuzu sanan bağımlılarız. Burası acının olmadığı bir dünya, acı çekme ve ölüme meydan oku. Eğlence, kameralar, mekanlar.. Kocaman sahte bir dünya.. Peki bir yerlerde savaşlar, soykırımlar, ölümler varken ne yapacağız? Hala acı var. İşte burada da üzerini örtüp hissetmeyeceğiz. Palyatif etki oluşturup empati yapmayacağız. Görmezden gelerek yok sayacağız. Çünkü acı olmamalı ! Ötekinin acısını hissetmeyen ise narsizmi baş tacı eder. Duyguları olmayan, sevmeyen, merhametsiz, akletmeyen bir insan.. “…Aranıza sevgi ve merhamet koyması da O’nun ayetlerindendir…” Acı yoksa barbarlık çıkar diyor yazar. Bunu defalarca okudum, işte aradığımız kötülüklerin sebebini bulduk. Acısız insan düşünmez—> aklını kullanmayan insanlığından uzaklaşır —> hayvani dürtüler açığa çıkar —> şiddet, terör, ölümler.. Acı kimliğini belirler, acı bağ kurdurur, acı hayatın ta kendisidir. Ne yapacağız peki? Koşmadan, yavaşça yaşayacağız. Her anımızı göstermeye ihtiyacımız yok. Acılarımızla yüzleşip,
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,344 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Öğretmen..
7/10
·169 syf.··
2026 10. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 00:44
Öğretmen olmak.. Bir çocuğun kalbine dokunmak.. Gerektiğinde öğrencisine gelen kurşuna siper olmak.. Mahir İz olmak.. Fatma Nur olmak.. Ayla Kara olmak… Necmeddin Yıldız.. Aybüke Yalçın.. Gündemin karanlığı ve içimizde bıraktığı hassasiyetle bu kitabı okumuş olmam, elbette tesadüf değil. Bu satırları bir öğretmen olarak, teneffüs aralarında, okul koridorlarının sesine karışarak okudum. Kendi kendime sordum. Bu çağda Mahir İz nasıl olunur? Karşımda birbirini inciten, aşağılayan, zorbalayan bir neslin içinden bakınca, bunun ne kadar zor, hatta imkansız olduğunu düşündüm. Yer yer okurken sıkıldım. ‘Böyle bir dünya artık yok’ dedim. Tam da o sırada Şehit öğretmenimiz Ayla Kara’nın haberini aldım.Sanırım yanılmışım. Çünkü hala bir yerlerde, bu mesleği sadece bir görev değil, bir adanmışlık olarak yaşayan, gerektiğinde öğrencisi için kendini siper eden insanlar var. Son bir hafta içinde yaşadığım zorlu süreç dolayısıyla sözü daha fazla uzatıp hunharca kitabı eleştirecek gücü kendimde bulamıyorum. Bundan kırk yıl sonra nasıl bir nesil istiyorsak, bugün o neslin bizzat kendisi olmak zorundayız. Branşımız ne olursa olsun, tırnaklarımızla kaza kaza evlatlarımızın ve öğrencilerimizin kalbine Allah sevgisini, kainat sevgisini ve merhameti işleyeceğiz. Nurettin Topçu’nun “Ben sınıfa abdestsiz girmedim” sözü gibi biz de bu mesleği kuru bir görev değil, bir ahlak meselesi olarak yaşayacağız.
Eğitime Adanmış Bir Ömür: Mahir İzİdris Topçuoğlu · Ketebe Yayınları · 2022396 okunma
1/10
·432 syf.··
2026 1. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 15:42
Maalesef, biz birbirimizle anlaşamadık. Olmadı, olamadık. Üzgünüm. Çok zorlayarak da olsa okuyup vakit ayırdım fakat okurken baş dönmesi yaşayacak kadar bunalttı beni.. Belki zamanı değildi, belki tarzım değildi. Sonuç; zaman kaybı benim için
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
Yaşanmamış tüm hayatlarım..
10/10
·296 syf.··
2025 36. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 00:00
"Keşkeler..." "Niçinler..." "Pişmanlıklar..." Sahi, "ömür" dediğimiz şu kısacık dünyaya ne çok anlam yüklüyoruz. Oysa insan ömrü kaç bahar, kaç yaz, kaç kış görür ki en fazla? Ben diyeyim 60, siz deyin 80... belki de 30, belki 40. Şu sıralar bir mevsimi daha silip atmadık mı ömrümüzden? Velhasıl, uzunca pişmanlık listeleri çıkarmak için çok geç kaldık bile. Hayata karşı mücadele, yenilme, reddetme, ihtimaller ve kabullenişler... Ben bu kitabı çok sevdim, çok.. Bilseniz ne muhteşem bir kütüphane o öyle... Her kütüphane ruha şifadır aslında, fakat bu kütüphane bir başka... Okuduğum her sayfada, kendi hayatım film şeridi gibi gözlerimin önünden aktı gitti. "Acaba farklı bir kariyer seçseydim ne olurdu? Şu kişiyi hayatıma dahil etseydim? Ona 'evet' deseydim ve buna 'hayır' deseydim?" gibi sorular zihnime hücum etti. Kitap, sizi alıp hayat olasılıklarınızın izini süren bir seyahate çıkarıyor. Nora, hayatlarında oradan oraya savrulurken, siz de zihninizde kendi ihtimallerinizi gözden geçiriyorsunuz. Neden varım? Hayatın anlamı var mı? Neden yaşıyorum ki? Nora, her alternatif hayatı deneyimledikçe, kusursuzluğun değil, var olmanın kendisinin bir anlam taşıdığını fark etmeye başlıyor. Kitap, bize "mükemmel" hayatın, yaşadığımız ve deneyimlediğimiz tek hayat olduğunu fısıldıyor. Hayatın anlamını yitirdiyseniz, yaşadıklarınızla mücadele edemiyorsanız, lütfen bu kitabı okuyun. Şifa Olsun.. Bu kitap size, "İyi ki yaşıyorum!" dedirtecek. İyi ki varsın ve her şeye rağmen iyi ki varız. Keşke şunu yapsaydım dediğiniz her ne olursa olsun, okuduktan sonra içinizden "İyi ki şuan bu olasılıktayım” deyivereceksiniz. Pişmanlıklarımızın yükünü hafifleten, umut dolu güzel okumalar olsun..
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
Arayanlara, helak olanlara…
8/10
·101 syf.··
2025 29. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 13:54
Kimi arıyoruz? Neyi arıyoruz? Nasıl aranır ki? Aşk… nasıl aranırdı ki? Belki de hayat sadece bir arayıştı. Belki de bulduğumuzu sandıklarımızdı bizi oyalayan.. Aşk dediğimiz, yalnızca bir sanı mıydı? Sevgiliyi hayal etmek mi? Her pencerede, her köşe başında onu beklemek mi? Aradıklarımız, bulamadıklarımız, bulduğumuzu sandıklarımız… Ve umutla beklediklerimiz… Kapanan her pencere, ardındaki başka gölgeleri kovalatır belki de. O gölgelere tutunup, ardına düşeriz… Oysa hepsi yalnızca kör pencerelerdir. “Günaydın, kıymetlim. Sen benim iç alemimde derin, mühim, endemik bir yerdesin…” “Yoldaydım. Ardındaydım. Onu bulasıya… Yolunda helak olasıya…” Bu kitap; Yolda olanlara, ardındakini arayanlara, helak olanlara iyi gelmez belki. Ama ‘benim gibiler varmış’ dedirtir. Ve bazen, sadece bu bile yeter.
Kör PencerelerRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 2022214 okunma