nisa

"Beni hâlâ sevdiğini sanıyor. Oysa artık sadece bir yaslanma olasılığıyım onun için. Dengesi kaybettiğinde elini boşluğa uzanıp da tutunuverdiği ilk şey. Artık kimsenin düşeyazarken tutunuverdiği bir şey olmak istemiyorum."
Sayfa 40·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"İlla duygusal bir sahne yaratacağım, illa kendime zırnık koklatmadığım o sonsuz şefkatimle birine iyi geleceğim, illa kendimi gerekli hissedeceğim. Yok "Ben yanındayım" lar, yok "Merak etme, ben hallederim" ler. Bir kez daha ayarsız sevecenliğimin kurbanıyım. Merhametim batsın."
Sayfa 28·Kitabı okudu
"O da gittikten bir süre sonra kendimi ormanını yitirmiş bir ağaç gibi hissetmeye başladım, çölün ortasında tek başına bir tenere ağacı, bir ormanın son üyesi. Yine de öyle ya da böyle devam ediyordu ya hayat, pes etmemeye kararlıydım, küçük bahaneler icat edip bir biçimde tutunmam gerektiğine inanırdım ben de kendimi."
Sayfa 18·Kitabı okudu
"Bilmem kaç yılda kurduğun, tıkır tıkır işleyen yaşam düzeneğini bozuyordu bu gidişler. Tekerine çomak sokuyırdu. Çanına ot tıkıyordu. Üst üste dizdiğin, o şekilde dengede durması hem senin hem de yeryüzü yasalarınon ikna olduğu her şeyi yıkıp deviriyordu. Çirkin kalabalığın içinde güç bela arayıp bulduğun müttefiklerini, onlarla birbirinize doğru yol alırken aştığınız bütün engelleri, yollarınızı kesiştiren rastlantıları, tehlikeli virajlar dönüp de sırf ele ele olduğunuz için yuvarlanmadığınız şarampolleri ama en çok da iki insanın bütün arızalara ve aksaklıklara rağmen birbirini sevmek için harcadığı emeği, inadı, merhameti ziyan ediyordu."
Sayfa 17·Kitabı okudu
"O gidince hayatlarınızın yabani bitkiler gibi yıllarca birbirine doğru büyüyüp iç içe geçtiği yeri, bu müşterek alandaki şahsi hikâyeni, yani onun yanındaki seni de kaybediyordun. Karşılıklı oturduğunuz masaları kaybediyordun mesela. Sadece ona anlatacağın şeyleri kaybediyordun. Onu bir sabah kahvaltıya çağırma ihtimalini. Ondan ödünç alacağın ve vermeyi unutup unutup sonunda el mecbur senin ilan edilen giysileri. Günlerdir içini kemiren bir meseleyi gecenin bir vakti kapısını çalıp anlatma şansını ve onun verdiği akılla belli bir yönde alacağın kararları. Yüz yıldır tanıdığın birine iç rahatlığıyla şımarma, kızma, surat asma, bozuk çalma, onunla kavga etme hakkını. Birinin sen leb demeden leblebi diyecek olmasını kaybediyordun. O, seninkilere dolanmış köklerini söküp alırken, seni de yerinden ediyordu. Aynı bahçenin çiçekleri olmak böyle bir şeydi."
Sayfa 17·Kitabı okudu