"Acaba yok edilmesine karar verdikleri kişide, hayata dört elle sarılmış aklıyla, ölümü kabullenmeyen bir canın var olduğu fikri hiç akıllarına gelmiyor mu? Yo! Yo! Hiç şüphesiz, onlara göre bu, sadece içten biçimindeki bir bıçağın, dümdüz bir şekilde aşağı inmesinden başka bir şey değil ve bir mahkum için artık zamanın ne öncesinin ne de sonrasının bir anlamı olduğunu düşünüyorlardır."
"Ve öyle bir hayat soluğu veriyor ki öperek dudaklarımdan
Dirilip imparator oluyorum birden.
Ah, aşkın gölgeleri bile sevinçle dolu olursa böyle
Kimbilir me tatlıdır aşkın kendisine kavuşmak!"
"Gel ey sevecen gece, gel, sevimli, kara kaşlı gece,
Bana Romeo'mu ver; sonra öldüğünde,
Al da küçük yıldızlara böl onu;
Onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki,
Bütün dünya gönül verip geceye,
Tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe."
"Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar,
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir,
Aynı tat isteği, iştahı köreltir.
Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin,
Hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır."