Adı kutsallaşmayacak, krallığı cumhuriyete dönecek, çiğnediği kanunlar affedilmeyecek bir baba. O, bizi günlük ekmeğimizden mahrum bıraktı. Şimdi ve bundan sonra ne gücü ne hakkı ne de görkemi kalacak.
Ölümün parmağının, bizi parçalamasın diye hayatın karmaşasının üzerine ara sıra dokunması mı gerekmekte? Ölümü her gün ufak dozlarda almazsak yaşamayı beceremeyecek bir yapıda mıyız? Nasıl tuhaf güçlerdir ki bunlar, en gizli köşelerimize nüfuz ediyor, sahip olduğumuz en değerli şeyleri biz istemeden değiştiriyorlar?
...çiçeklerin cazibesine kapılmadan; gölge aramadan; sistemli bir şekilde ilerleyerek mezara devrilene ve başlarımızın üzerindeki mezar taşına "son" yazılana kadar.