"Bay John Langdon Davies, 'Çocuklar hiç istenmez olduğunda kadınların gerekliliği tamamen ortadan kalkar.' diyerek kadınları uyarıyor. Umarım bunu not alırsınız."
"Yoksul şairlerin bugünlerde ve son iki yüz yıldır hiç şansının bulunmadığı kesindir... İngiltere'de yoksul bir çocuğun şansı, bir Atinalı kölenin oğlunun azat edilip, büyük yazın eserlerini doğuran entelektüel özgürlüğe kavuşma şansından çok fazla değildir."
"Mary'ye engelli koşu pistinin etrafındaki kalabalık misali seslenip durdular ve sağına soluna bakmadan engeli aşmak onun sınavıydı. Küfretmek için durursan kaybedersin, dedim ona; gülmek için durursan da. Tereddüt edersen veya elin ayağın birbirine dolanırsa işin biter. Sadece yapacağın sıçrayışı düşün, diye yalvardım ona... Sanki tüm paramı üstüne oynamışım gibi; ve engelin üstünden kuş gibi uçtu..."
"...Ama bu ittifaklarından yalnızca rahatlık, pohpohlanma ve bedensel hazlar elde ettikleri barizdir; bu şeyi daha ayrıntılı bir şekilde ve şairlerin hiç şühesiz coşkulu sözlerini alıntılamadan tanımlamak istersek, ancak karşı cinsin verebileceği bir armağan, bir uyarıcı, yaratıcı gücün tazelenmesi olduğunu söylemek akılsızca olmayabilir. Adam oturma odasının veya çocuk odasının kapısını açıp da kadını belki çocuklarının arasında veya dizinde bir parça nakışlı kumaşla görünce - her halükarda kadını başka bir düzenin e hayat sisteminin merkezinde görünce, bu dünyayla belki mahkemelerden veya Avam Kamarası'ndan ibaret olan kendi dünyası arasındaki tezadı görünce anında canlanıp dinçleşiyordu, diye düşündüm; ve sonrasında, en basitinden bir konuşmada bile öyle doğal bir görüş farklılığı ortaya çıkıyordu ki adamın sahip olduğu en kurumuş fikirler bile yeniden gübreleniyordu; ve kadının kendisininkinden farklı bir ortamda yarattıklarını görmek kendi yaratıcığını öyle tetikliyordu ki, kısır zihni kendiliğinden tekrar kurgulamaya başlıyordu ve kadını ziyaret etmek için şapka taktığı sırada henüz bulamadığı cümle ya da sahneyi buluyordu. Her Johnson bir Thrale'e sahiptir ve bunlar gibi sebeplerden dolayı ona sımsıkı tutunur; Thrale, İtalyan müzik öğretmeniyle evlenince Johnson öfke ve tiksintiden deliye döner... Bunun sebebi sadece Streathem'da geçirdiği güzel akşamları özleyecek olması değil, aynı zamanda hayat ışığının 'sönmüş gibi olacak olmasıdır.'"