Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan bu olayları duyduğumdan beri doğru düzgün uyuyamıyorum. Okul, bir çocuğun evinden sonraki en güvenli sığınağı olmalıyken 6 gün sonra, 23 Nisan'da bayramlık giymesi gereken evlatlarımıza kefen giydirildiği, öğretmenlerimizin canının hiçe sayıldığı bir durumla karşı karşıyayız.Diziler, oyunlar etkiliyor diyerek bu işten sıyrılamaz kimse. Ben de savaş oyunları oynuyorum, ben de yeri geliyor mafya dizileri izliyorum ama bir gün olsun aklımın ucundan bir öğretmenime silah doğrultmak, bir çocuğun canına kastetmek geçmedi. Demek ki mesele sadece izlediğimiz sahneler,oynadığımız oyunlar değil, bizim içimizdeki vicdan ve yetiştirilme tarzımızla alakalı.
Sormamız gereken asıl sorular şunlar: Henüz 13 yaşında, ortaokul 8.sınıfa giden bir çocuk, 5 tane silahı evde nasıl bu kadar kolay temin edebiliyor? 7 tane şarjörü, sanki bu işin eğitimini daha önceden almış gibi o kadar kısa süre içerisinde nasıl değiştirebiliyor? Bir baba, çocuğunun psikolojik sorunları olduğunu bildiği halde neden onu tutup poligona götürüyor? Neden ona atış yapmayı öğretiyor? Bu nasıl bir aymazlıktır, bu nasıl bir ihmalkârlıktır? Sorunlu bir çocuğa tutup da silah eğitimi verip o imkanları sunmak, resmen ufacık bir çocuğun eline pimi çekilmiş bi el bombası verip sokağa salmakla aynı şeydir bana göre.Bu zamana kadar bir canavar yetiştirilmiş ve kimsede çıkıp dur dememiş.!
Tüm bu vahşetin arkasında, klavye başında aslan kesilen C31K denen çetenin parmağı olduğu da aşikâr. İnternetin o kuytu köşelerinde küçük çocukların beynini yıkayan, şiddeti ve cinayeti bir marifetmiş gibi pazarlayan şerefsizler sanmayın ki bu yaptıklarınız yanınıza kâr kalacak. Bugün memleketin hukuk sistemindeki açıkları, cezaların yetersizliğini fırsat bilip elinizi kolunuzu sallayarak gezebileceğinizi sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Sizler ancak klavye arkasına saklanıp çocukların masumiyetini sömüren birer zavallı ve şeref yoksunu varlıklarsınız. Ne yaparsanız yapın o mahvettiğiniz hayatların ve döktüğünüz her damla kanın hesabını en ağır şekilde kuruşu kuruşuna vereceksiniz.!
Ve son olarak şunu artık herkesin idrak etmesi lazım: Bu konu artık derin bir insanlık meselesidir. Vicdanını kaybetmemiş her insanın uykularını kaçırması gereken bir konudur bu. Belki okuldaki o zeminler yıkanınca temizlenecek ama o okulun koridorlarındaki çocukların hafızalarından bu yaşadıkları kabus asla silinmeyecek, o korku bir ömür peşlerini bırakmayacak. Biz bu ihmalleri ve sorumsuzlukları unutmayacağız, unutturmayacağız.!
Ve bu olayda hayatını kaybeden kahraman öğretmenimiz Ayla Kara'ya ve günahsız yavrularımıza Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Ayrıca olay anında canını ortaya koyup kardeşlerimizi koruyan, daha büyük bir facianın önüne geçen aşçımız Necmettin Bekçi'ye de tüm samimiyetimle teşekkür ediyorum.Allah razı olsun...
Vaktini ayıranlara selâm olsun. Eyvallah
#eğitimdeşiddetehayır
#sessizkalma!