Su Perisi

Su Perisi
@nnymph
6 okur puanı
Haziran 2022 tarihinde katıldı
MEKÂNSAL İHTİMALLER
▶︎ • ၊၊||၊|။|||။၊|• 0:10 “Yaşanacaksa yaşanacak ayrılıklar, mutsuzluklar” Gitmek, kalmak ve gidememek Ait olduğun, yaşadığın, anı biriktirdiğin, güldüğün, eğlendiğin, üzüldüğün, ağladığın bir yerden; her zerresiyle sana tanıdık gelen o yerden gitmek… Bazen isteyerek bazen istemeyerek bazen farkında bile olmayarak gitmek. Gitmek ve bir daha hiçbir zaman orayı eskisi gibi bulamamak. Hiçbir şeyin yeri değişmemiş olsa bile gidilmişse bitmiştir aitlik. Çünkü gidildiyse başka bir aitlik oluşur. Geldiğiniz yere ait hissetseniz de hissetmeseniz de gittiğiniz yerin artık yabancısısınızdır. Sokaklarını, yollarını, taşlarının şeklini bile ezbere bildiğiniz sokak artık ezberinizden silinecek kadar az uğradığınız hatta belki hiç uğramadığınız bir sokağa dönüşür. Her köşesinde anınız olan bu mekân artık yeni anı biriktiremeyeceğiniz bir geçmişe dönüşür. Bıraktığınız günde kalır ama bir daha hiçbir zaman o gün gibi hissettirmez. Peki, ait olmadığın, içinde huzursuz hissettiğin, anı biriktirmek bile istemediğin bir yerden gitmek ya da kaçmak… Bile isteye, bariz sebeplerle, fırsat kollayarak ve en kısa sürede gitmek. Belki çok güzel şeyler yaşayabilecekken, çok mutlu olabilecekken bazı şartlar ve durumlar sonucu kaçmak istediğiniz o yerden sonunda gitmek ve kurtulmak ya da kurtulduğunu sanmak. Ya kalmak. Gidenleri bir bir izlerken onlarla yaşadığınız tüm anıların, olayların, mutlulukların ve hüzünlerin olduğu yerde onlar olmadan kalmak… Hep gittiğiniz yerlere, her gün geçtiğiniz yollara ve sokaklara onlarsız gitmek; sürekli yemek yediğiniz yerden artık tek yemek, sohbet edip saatlerce konuşup dertleşmek için gittiğiniz 2. Eviniz olan o kafelere artık onlarsız gitmek ya da gidememek. Her şey yerli yerindeyken her şeyin alt üst gibi gelmesi. Aynı yerler; farklı zamanlar, farklı
İhtimaller
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hiçlikten yaşama
▶︎ • ၊၊||၊|။|||။‌‌‌၊|• 2:36 "Olmak için doğduğuma dönüştüm" Hiçlikten, koca bir hissizlikten yazıyorum Yaşamaktan bir o kadar kopuk ama bir o kadar da aktif bir haldeyim. Yani en azından ben öyle sanıyordum. Meğer bir hiçmişim. Yolunu kaybeden bir göçmen kuş ne yapar, sürüden kopan bir koyun nasıl korur kendini veya ışıkları yanmayan bir sokakta nasıl yürünür? Işıltısını kaybeden bir ateşböceği nasıl yaşamaya devam eder, ilkbaharda tam çiçek açacakken dolu yiyen bir ağaç nasıl ayakta kalır mesela? Peki, bu onların kaderi mi sonu mu sınavı mı? Nasıl anlar insan doğru şeyi yaşayıp yaşamadığını hissetmiyorken aldığı nefesi? Hiçliğime o kadar çok duygu sığdırdım ki kendi dünyamı oluşturdum. Suni duygular, hissedilmeyen heyecanlar, korkutmayan korkunç durumlar, içten olamayan gülüşler… İnsan böyledir işte, hiçlikte bile hiçleşemez. Orayı bile doldurur hem de tıka basa. Yaşanan anılarla, acılarla, kahkahalarla, duygularda, heyecanlarla… Gerçek olmasalar bile doldurur. Bir hiçliğe sarılmayı boşlukta olmaya tercih eder. Yalnızlıktan böylesine kaçar işte. Hayatın her gününü o günden ibaret gibi yaşıyorum bir süredir. Öncem yok, sonram yok. Planlarım var, isteklerim var, işlerim var ama bir hayatım yok. Hep “Şu işler bir düzelsin” ya da “hayatımız bir yoluna girsin” diye konuşuyorum. Yolunda olmayan bir şey yok daha doğrusu bir şeylerin yolunda olup olmadığını anlayacak hisler yok. Doğruyu görebilecek veya sezebilecek bir güdü yok. Hayatım ile ilgili bir hissiyatım yok. Kendimle ilgili bir duygum yok. Aslında çok var ama hiç yok. Bir filmi sesi kapalı izliyormuş gibi… Tam olarak böyle. Her şey akıyor. Bir sürü şey yaşanıyor. Dolu dolu geçiyor. Başrol hala benim bu benim filmim, ama ses yok. Gerilim müziği, dram, korku, heyecan… İç konuşmalar yok mesela, ne düşünüyorum
6284 YAŞATIR
“Ülkemizin İkbal’ini bu sefer koruyabilelim istiyoruz.” Şunu kabul edelim, hepimizin içinde muazzam bir korku mevcut akıbetimiz hakkında. Korkuyoruz… Olacaklardan olması muhtemel olaylardan, haberlerden, katliamlardan, tepkisizlikten, canice öldürülmekten ve hatta ölü bedenimizin başına gelebilecek şeylerden bile inanılmaz derecede korkuyoruz. Bugün hala hali hazırda ölü bir bedenin ardından orada ne yapıyormuş, neden gitmiş, neden giymiş, neden söylemiş, hangi saatte öldürülmüş sorularını duyduğumuz toplumda ölü beden olmaktan çok korkuyoruz. Artık yaşamımıza, yaşam haklarımıza değil de ölü bedenimizin mahremiyetine saldırılmasından tereddüt eder hale geldik. Bizler 21.yüzyılın parlayan yüzleri olmayı, iş sektöründe ilerlemeyi, iş kuran kadın sayısının artışını ve başarılı kadınların konuşulmasını bırakın yaşamaya hakkımız olup olmadığına karar vermesini beklediğimiz bir toplumun ferdi konumundayız. Her fırsatta olduğu gibi bu fırsatta da bizi ötekileştirmeye, toplumu birbirine düşürmeye ve ayırmaya çalışanlarla mücadele ediyoruz. Bu krizi de fırsata çevirip kazanç sağlamayı uman iğrenç zihniyete kafa tutmaya çalışıyoruz. Yaşamak bizim en temel hakkımızken biz bu hakkın bizden bu kadar kolay alınmaması için haklarımız gasp edildiğinde bizi savunabilecek, hakkımızı arayacak kişiler bulmak veya o kişiler olmak için bizi korumaktan bihaber olan adalet sistemimizin yapması gerekeni birbirimize, kız kardeşlerimize sağlamak için çabalamak zorunda kaldık. Hepimizin daha farklı daha iç açıcı dertleri olması gerekirken biz önce “Bu dertleri edinebilecek bir hayatımız olsun” u konuşmak zorunda kaldık. Her sabah bugün hangi kardeşimiz nasıl canice öldürüldü diye haberlere korkuyla bakmaktan, bizim haklarımızı korumakla görevli kanunların etkili biçimde uygulanmadığı
Kadın Cinayetleri!
Ona rağmen ona ulaşmak
Bi zamanlar çok sevdiğim birine şöyle demiştim: "Ben insanlarla arama duvar koyar o duvarla yaşarım, henüz yaklaşabilen olmadı ama seni o duvarın içine aldım, aramızda duvar olmadan benimle yaşa istedim. Bendeki yerini sen düşün..." Şimdi şimdi fark ediyorum ki benim duvarımı yıkmama yardımcı olur, destek olur, düşersem kaldırır, yıkılırsam toplar sandığım insan benim içimde bana karşı bi duvar daha örmüş. O şimdi iki duvar arasında kaldı, ben içimde yeni bi duvarı taşımaktan yorgun... Ve hala saf bi inatla onun ördüğü duvarı aşmaya, ona ulaşmaya çalışıyorum. Ona rağmen ona ulaşmaya, bendeki yerini korumaya, yanımda kalmasını sağlamaya çalılıyorum, ONA RAĞMEN.... Bazen böyle olur işte; her şey görünür bir haldedir ama görmek istemezsiniz. Size iyi gelir sandığınız insanın verdiği zararı görmek en zorudur, apaçık görünüyor olsa bile...
Değersizlik Hissi
Sevgi
Sevmeyi nasıl beceremez insan sevmek böyle güzelken… Sevgi; eşsiz hislerin, mutluluğun, kalbin çiçek açmasının, endişeyi tetikleyen kalbi parçalayan ve sayısız yaranın sahibi olan. Sevgi ha hep ya hiçtir. Ucu, azı, ortası, âmâsı yoktur. Ya vardır, ya yoktur. Ya güldürür ya ağlatır, ya çiçek açtırır ya nefessiz bırakır. Yakar, bazen varlığıyla bazen yokluğuyla… Sevginin varlığı; yaralarını sarar, hayatını renklendirir, eksikliğine tuz basar, ani mutluluklar verir, iyileştirir. Sevginin yokluğu; yara açar, ruhunu kanatır, sebepsiz ağlatır, üstüne değinilmeyecek hatta yanına yaklaşılmayacak yaralar açar, en büyük silahtır, değiştirir, seni senden eder. Bazı istisnalar vardır elbette, her sevgi güldürmez, her sevgi çiçek açtırmaz. Ama bunun ana sebebi de sevgisizliktir. Sevilmeyen insan sevgiye yabancıdır, bazen düşmandır. Sevgi hissettiği alan ona yabancı gelir, kötü hissettirir, canını yakar. Çünkü içinde en derin boşluğa, sevgisizlik yarasına, biri yaklaşmıştır. Onun sevgisini o boşlukta kaybetmekten korkar. Canı acır. Bir diğer sevgiye ait husus da sevdiğin kişinin başkalarına olan tutumudur. Sevdiğin sevmeyi bilmiyorsa bu hayatın sana gönderdiği bir sınavdır, o insana rastlamış olmak senin sınavındır. Ama elinle koymuş gibi seni sevmeyeni bulmuşsan bu senin hayatının kayma noktasıdır. En güzel anıların burada katledilir, en değişik acı şekillerini böyle görürsün, fiziki acıyı en net hissettiğin zamandır. Sevilmemek hiçbir insanın hak etmediği türden bir acıdır. Fakat canından çok sevdiğin insanın seni sevmemesi, başkasını çok güzel sevebilmesi nadir insanlara verilmiş bir acıdır. Hayatta her türden acı ve duygu vardır. Her insanın sınavı ayrı, sorunu kendinedir. Unutmayın ki acıları siz bütününüzle yaşarsınız. İçinizdeki çocukla, ruhunuzda yaşayan kişilikle, en
İnsan ve Duygular