📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O da kadınların çoğu gibi tümüyle başkalarının ruh halinden beslenirdi.
Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı.
Öldü sanılıp gömülmüş, ancak toprağın altında tabutunun içinde uyanıp bağırıp çağıran, kıyameti koparan ve duvarları yumruklayan biri gibi hissediyordu kendini kadın: Ancak onu yukarıda duyan yoktu, insanlar toprağın üzerinde hafif adımlarla yürüyor, onun sesiyse yalnızlığın içinde boğulup gidiyordu.
Kitap 1926 yılında Şanghay şehrinde geçiyor. Şehir halkı Kızıl Çete ve Beyaz Çiçekler olarak ikiye ayrılmış durumda ve bu çeteler arasında da yüzyıllardır süregelen bir kan davası mevcut. Ana karakterimiz Juliette Cai Kızıl Çete'nin, Roma Montagov ise Beyaz Çiçeklerin varisi. Bir Romeo ve Juliet adaptasyonu kısaca.
Kitabın dili, konusu, karakterleri(!!!!) gerçekten hoşuma gitmekle beraber çok fazla siyaset barındırdığını düşünüyorum. Bu kadar fazla siyasi sorunlar varken de kitabın fantastik kısmı gerekli miydi?? Sorguladığım kısım burası oldu çünkü bir yandan komünist milliyetçi kavgası okurken bir yandan çetelerin canavarla savaşmaya çalışması kitabın ciddiyetini kaybettirmiş, okurken çok hissettirmiyor belki ama kitap bitip de şöyle bir düşününce çeteleri beraber çalışmaya zorlayacak başka bir yol yok muydu dedim. Onun dışında kitap merak uyandırıcıydı ve kısa sürede bitirmem için beni zorladı. Yazarın diğer kitaplarını okumak için de sabırsızlanıyorum