İster çekinmeden gür bir sesle ister güç bela fısıldayarak konuşsun herkes konuşurken tüm varlığını ortaya koyar, "düşüncelerini" açıklarken bir yandan da saplantıarını ve gizli geçmişlerini gözler önüne serer.
Felaketten korkarız ama felaket çoktan yaklaşmakta olabilir. Yine de bir umut vardır. Heidegger bu umudu sevgili Hölderlin'inde bulur:
Tehlikenin olduğu yerde,
Büyür onunla birlikte kurtarıcı güç de.
Dünyanın büyük keşmekeşinin üzerinde süzülüp ona yüksekten kuş bakışı bakmayız. Kendimizi hali hazırda dünyada ve onunla ilişki içinde buluruz - buraya "fırlatılmışızdır."
Bir seçim yaparken bu seçimi tüm insanlık adına yapiyormuşsunuz gibi davranmanız ve insan ırkının sergilediği davranışların tüm sorumluluğu üstlenmeniz gerekir. Kendinizi kandırıp şartların ya da kötü bir tasviyenin kurbanı olduğunuzu düşünerek bu sorumluluktan kaçarsanız insan olmanın gereğini yerine getirmemiş ve kendi "sahiciliğinizden" kopuk, bir varoluşu seçmiş olursunuz.
Nietzsche'ye göre kendi ahlakımızın soykütüğünü irdelemek bizi olduğumuzdan daha aşkın biri yapmazdı ama kendimiz hakkındaki yanılgılarımızın daha net görmemizi sağlar ve bizi daha etkin ve daha nüfuzlu, kendinden emin bir varoluşa taşırdı.