Dostunuz, ihtiyaçlarınıza cevap verendir. O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır. O, kurduğunuz sofra ve tüten ocağınızdır. Acıkınca ona gelir ve huzuru onda ararsınız. Dostunuz zihninden geçenleri söylediği zaman, ne kafanızdaki "hayırdan" korkar ne de "evet" cevabını saklarsınız. Ve o sessiz kaldığında kalbiniz onun kalbini dinlemekten geri durmaz. Dostluk içerisindeki tüm düşünceler, arzular ve beklentiler söze gerek olmayan bir neşeyle doğar ve paylaşılır. Dostunuzdan ayrıldığınız zaman üzülmezsiniz. Zira ona dair en çok sevdiğiniz şey, onun yokluğunda belli olur, dağcıya ağın aşağıdan daha net gözükmesi gibi. Dostluğun, ruhunuzu zenginleştirmekten başka bir amacı olmasına izin vermeyin. Zira kendi gizemini ifşa etmekten başka bir şey düşünmeyen sevgi, sevgi değildir; ileriye doğru fırlatılan bir ağdır ve bu ağ sadece semersiz olanları yakalar. En güzel tarafınızı dostunuza saklayın. İçinizdeki gelgitlerin çekildiğini görecekse, bırakın taşan selden de haberi olsun. Onu saatleri öldürmek için aramak zorunda kalacaksanız arkadaşlığınızı anlamı ne? Bunun yerine her zaman yaşanacak saatler için arayın onu. O, sizin ihtiyacınız olduğunda yanınızda olmalı, boşluğa düştüğünüzde değil. Ve tatlı bir dost ortamında kahkaha atın ve zevklerinizi paylaşın. Çünkü küçük şeylerin çiyinde sabahı bulur ve tazelenir kalp.
Ve eğer Tanrı'yı tanımak istiyorsanız, bilmece çözücüsü olmaya çalışmayın. Daha ziyade etrafınıza göz gezdirin, O'nun çocuklarınızla oynadığını farkedeceksiniz. Gökyüzüne dikkatlice bakın; O'nun bulutların içinde yürüdüğünü, kollarını şimşekler içinden uzattığını ve yağmurla aşağıya indiğini göreceksiniz. O'nu çiçekler içinde gülümserken, sonra da gelişip ağaçlarda el sallarken göreceksiniz.
Ölçüsüz ve ölçülemeyen zamanı ölçmeyi istersiniz. Davranışlarınızı ona göre ayarlar, hatta ruhunuzun rotasını saatlere ve mevsimlere göre şekillendirirsiniz. Zamanı, kıyısında oturup akmasını seyredebileceğiniz bir dere yaparsınız. Oysa içinizdeki zamansızlık, hayatın zamansızlığının farkındadır. Dünün, bugünün hatıraları ve yarının, bugünün rüyası olduğunu bilir.
Dile getirdiğiniz çoğu şey, düşündüklerinizin yarısını öldürür. Boşluklarda uçması için bırakılan bir kuştur düşünce, kelimelerin kafesindeyken kanatlarını açsa bile uçamaz.