bir kereciktir her şey, tek bir kere. bir kere ve bir daha asla. ve bizler de bir kere. bir daha asla. ama bu bir kere var olmak, sadece bir kereliğine bile olsa: dünyada olmak, geri alınamaz gibi.
ve biz: seyirciyiz, daima, her yerde,
bütün bunlarla karşı karşıya, asla ötesinde değil!
dolup taşar içimiz. düzene sokarız. dağılır.
yeniden düzene sokar ve dağılırız kendimiz
"hoş kime âşık olmadım ki. matematik öğretmenime. otobüs şoförüne. gazeteci çocuğa. tanrım, sabahın kör karanlığında kalkıp camda beklerdim onu görmek için."
"hep erkeklere mi?"
ella başını salladı. "o zaman daha kadınları icat etmemişlerdi," dedi.
bir-iki ay önce her fırsatta ağlıyordu ama şimdi içindeki evren etrafını mesafeyle kuşatmıştı ve duygular ona ulaşmak için bu uzun mesafeyi katederken, okyanusun ortasındaki kırılmayan büyük dalgalar gibi sakin, yumuşak ve derin bir hal alıyorlardı. ağlamak yerine ağlamayı, o tuzlu sızıyı düşünüyordu.