Dünyada 100 kitap olsaydı ve kitaplıklar 10 kitap içerseydi, birbirinden farklı 17310309456440 (17trilyon) kitaplık oluşturulabilirdi. Bu yüzden, bir başkasının kitaplığını iyi inceleyin, muhtemelen aynısını göremeyeceksiniz.
Nasıl oldu da dinler doğdu ve gelişe dönüşe bu hale geldi.. Kitapta, mezopotamya dinsel geleneğinin evrimleşmesi ve sebep sonuç bağlamında sosyal ve ekonomik ihtiyaçlar dahilinde neden tek tanrı anlayışına ulaşıldığını açıklamaya çalışıyor. Açıklamalar mantık dahilinde en azından hipotez olarak ufuk açıcı sayılabilir.
15 Temmuz öncesin ait bir tespit olan "TSK içindeki ayıklanmayan cemaat yapılanmasının boyutları, sanıldığı kadar endişe verici değil mi?" şeklindeki tanıtım yazısı yazarın olayları analiz gücünün kanıtı sayılabilir. Kitap, Türkiye'nin son 25 yıllık siyasetini ve stratejisini irdeleyen makalelerden oluşuyor. Eser, ara sıra tekrara düşse de içinde yaşadığımız devrin olaylarını anlamak için arşivlik bir kaynak niteliğinde. Naim Babüroğlu
Kitap, İstanbul özelinde Osmanlı tarihinde kısa bir yolculuğa çıkarıyor. Özellikle padişahların özgeçmişleri Osmanlı hakkında zihinde bir çerçeve oluşmasını sağlıyor.Yazar, gezilerde rehber kitap olarak da kullanılabilecek, dağınık bilgilerin bir araya getirildiği ve bazen de hiç farkında olmadığınız hikayelere değinilen güzel bir eser ortaya çıkarmış. Fatih Çavuş
Türklerin İslamı Kabulü eserinin bendeki yansıması şöyle ki; "Akıl ve tecrübe Türkler'de Töre'yi yaratmıştı. Din olgusu ise Töre'nin altında birçok çeşidi olan bireye özgü bir inanış meselesiydi. İslamiyet olarak benimsediğimiz anlatı ise kendi anlayışımıza uygun dönüştürdüğümüz islamdı. Ancak, asırlarca süren etkileşim sonucunda bu anlatı bizi Arap gelenek ve anlayışına yaklaştırdı. Bu yaklaşmayı son kıran kişi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Hedefimiz; akıl, bilim ve tecrübeyi kullanarak, Türk kültürünün özüne uygun, insanı merkeze alan anlayışı, benimsemek olmalıdır."