'İman edip salih amel işleyenlere gelince Allah onlar için gönüllerde bir sevgi yaratacaktır.' (Meryem Suresi, 96)
Bunu hayatta görüyoruz. Bir insan düşünün. Bir şey söylemesi gerekmiyor. İnsanlarla sürekli kendini ifade etmek için diyaloğa geçmesi gerekmiyor.Ama bulunduğu yerde işini yapıyor. Gerçekten şahsiyetli bir hayat sürüyor. Gerçekten bir Müslümanın yapması gereken şeyleri tamamen yapıyor. Kendi içinde gerçekten tutarlı bir şekilde İslamı yaşıyor. Ondan sonra bakıyorsunuz. Dışarıdan insanlar ona karşı gönülleri meylederek doğrudan doğruya kendisine karşı yöneliyorlar. Gönüllerde bir sevgi yaratacaktır. Bakın yani insanları böyle sokakta teker teker çevirip beni sevin, bana sempati duyun, bana hayranlık duyun diyemezsiniz. Bu hem gücümüzü aşar hem gülünç ve komik bir şey olur ama Allah bunu yapacağı için ve insan iman edip salih amel işleyerek Allah yolunda yürüdükçe Allah'ın garantisi var. Allah gönülleri ona yöneltecek.
Bu da tabii aynı zamanda tebliğin ne olduğu sorusunu da belki cevap olarak buluyoruz. Yani tebliğ nedir, ulaştırmaktır. Yani iman edip salih amel işlediği zaman bir insan, dışarıdaki onu izleyen ya da onunla muhatap olan insanlarda aslında bir tebliğiyle muhatap oluyorlar. Yani bir insan doğrudan doğruya işini yapıyor. İman edip salih amel işeyerek tamamen Allah'ın yolunda yürüyor. Bakıyorsunuz başka bir şey söylemese gerek yok. Bulunduğu yerde ayaklı bir tebliğ olarak zaten yürüyor. Gene işte bir işyerinde veya bulunduğu bir sosyal ortamda, yaşadığı mahallede, ofisinde işinde okulunda her neyse ne yapıyorsa. Dolayısıyla bu ayet bir taraftan müjde, bir taraftan sorumluluk, ne yapmak gerektiği noktasında bizim için bir yol haritası. Bir taraftan da, insanın böyle özellikle şimdiki bu kalabalık şehirlerde ya nasıl ulaştıracağım insanlara bunu?