''İçi bomboştu, buz gibiydi, donmamak için zavallı, titreyenen bedeninin sıcağa ihtiyaç duyduğunu hissediyordu. Ruhu çoktan ölmüştü, geriye öldürülecek sadece bedeni kalmıştı.''
'' Çünkü akşam ağırdan alır. Öğle zamanı gibi küstahça pencereden içeri bakmaz, duvarlardan karanlık sular gibi fışkırır, tavanı boşluğa doğru kaldırır, her şeyi yavaş yavaş alıp sessiz suların içine karıştırır. ''
''O acıtan zevke içinden gelerek bıraktı kendini, buz gibi yanaklarından aşağı süzülen sıcak gözyaşlarını hissetti, o korkunç sessizlikte kendi hıçkırıklarını dinledi.''