Geri Bildirim
  • NARKISSOS hakkında birbirine benzer olsa da ufak tefek farklarla birkaç farklı tradisyon var. Bunlardan en çok bilinen ve en uzak kaynaklara dayananları buraya yazıyorum;

    Narkissos, Leiriope'nin oğlu olarak dünyaya geldi. Doğduğunda annesi onu Kâhin Teiresias'a götürdü, kâhin de kendisine gelecekten haber almak için başvuran bu nympha'ya ''Narkissos eğer kendi güzelliğinin farkına varmazsa uzun bir süre yaşayabilir,'' dedi. Gerçekten de henüz küçük yaşlarında bile tanrıların bile âşık olabileceği bir güzelliğe sahipti Narkissos. Büyüyüp delikanlılık çağına geldiğinde, o kadar çok talibi olmasına rağmen, sadece kendi ile ilgileniyor ve tüm taliplerini kabaca, kalplerini kırarak, küçük görerek, sevgilerini hor görerek geri çeviriyordu. Kalbini ona kaptıran genç kızların elinden, onun bu kibir ve kendini beğenmişliği karşısında aşklarından vazgeçmekten başka bir şey gelmiyordu.

    Günlerden birinde, Narkissos ormanda ava çıktığında, orman perisi Ekho onu görür görmez aşık oldu, fakat Narkissos Ekho'yu tıpkı diğer kızlara yaptığı gibi aşağılayarak geri çevirdi. Aşkına Karşılık bulamayan Ekho, utancından ve üzüntüsünden ömrünün son günlerini ormanda yalnız geçirdi ve orada öldü. Derler ki, o kadar yakarmış ki Narkissos için, tüm sesi ormanda yankılanır, ormanın her bir yanından duyulurmuş, o gün bugün de ormanlarda yankılanan seslere Eko denmesinin sebebi işte o peri kızı Ekho imiş.

    Narkissos'un reddettiği peri kızları arasında en fazla ısrarcı olan Ameinios adında bir gençti. Her fırsatta ona duyduğu derin aşkı anlatıyordu. Fakat Narkissos her defasında onu küçük düşürücü biçimde geri çeviriyordu. Bir gün Narkissos ona, ''Beni gerçekten seviyorsan, benim için kendini öldür de inanayım'' dedi ve ona bir kılıç verdi. Sonunda Ameinios, aşık olduğu adamın kılıcıyla kendi yaşamına son verdi. Kendini öldürürken de tanrılardan, bu taş kalpli, kendini beğenmiş insanı lanetlemeleri için dualar etti, yakarışlarda bulundu. Bunu duyan intikam tanrıçası Nemesis, Narkissos'u cezalandırmak için onun kendisini görmesini sağladı. Yakışıklı avcı, olan biten habersiz, amaçsızca gezinirken bir göletin kıyısına geldi. Durgun, berrak su her şeyi ayna gibi yansıtıyordu. Narkissos aniden suda gördüğü yüzünün güzelliği karşısında donup kaldı. Bu yüz, o güne kadar karşısına çıkan ve her defasında reddettiği, bütün kızlardan ve hatta nymphalardan (perilerden) daha güzeldi. Narkissos aşık olduğu yansımasının başında günlerce kendini izledi. Yemeden içmeden kesildi. En sonunda ona dokunmak için iyice yaklaşmaya çalıştığında, suya düşerek boğularak oracıkta can verdi. - Bir başka tradisyona göre ise gölün kenarında kendi yansımasına sahip olabilmek için her yanını parçalayarak hayatını kaybetti. Onun yere dökülen kanlarından daha sonra kendi ismi ile anılacak olan Nergis(narkissos) çiçeği büyüdü.

    - Notlarım (kaynak; Ovidius & Pausanias)
  • ARKAİK METİNLERDE VE İNSAN BİLİNCİNDE YILAN

    Yılan yaşamı ve ölümü temsil eder. Hem can verir, hem can alır. Bu yaşamak ve ölmenin karşıtlığıdır. Kutsal metinlerde ölümsüz cennetten ölümlü dünyaya geçiştir. Âdem ve Havva'nın ölümlü olmasının sebebidir. Cinsellik, çoğalmak ve üremek gibi olguların olmadığı yerde ölümsüzlükten söz edilebilir. Ancak cinselliğin ve dolayısı ile çoğalmanın dengeleyicisi ölümdür. Cinsellik varsa ölüm de vardır. Ölümsüz, aynı zamanda cinsiyetsiz ve cinselliksiz dünyadan kovulmak yılanın marifeti ile gerçekleşmiştir. İnsana ölümlü hayatı yılan getirmiştir. Gılgamış destanında da açıkça belirtildiği gibi ölümsüzlük reçetesini insanın elinden çalan yılandır. Yılan kışın ölen ve yazın yeniden doğan demektir. Her yıl deri değiştirerek hep genç kalır, ölümü, yaşamı ve gençliği simgeler.

    - Notlarım, 2014
  • Onuncu olmamamın ne önemi var notlarım iyiyse.
  • Bu hapishane notlarım, 1999 yılında Özgürlüğe kaçışım başlığıyla Boşnakça olarak yayımlandı. Kitaba bu başlığı koymamın nedeni, ruhumun özgürlüğe kaçışını, okuma ve yazma da bulmasındandır.
  • İRAN (elam) TUFAN MİTOSU

    İlk insan Yima, Tanrı Ahuramazda tarafından insan yaşamını başlatmakla görevlendirilmişti. Ahuramazda'nın yarattığı insanlar o kadar hızlı çoğalmaya başlamıştı ki, Ahuramazda dünyayı üç kez genişletse de yetmedi. İnsanların yaşadığı bu dünya cennet benzeri, ölümün, hastalığın olmadığı her şeyin normal ve sonsuz olduğu bir dünyaydı.

    Ahuramazda sonunda insanları yok etmeye karar verdi ve Yima'dan bir sığınak yapmasını istedi. Çünkü çok soğuk ve öldürücü bir kış gelecek ve tüm insanları yok edecekti. Yima, tanrının buyruğu üzerine, büyük bir sığınak yapacak ve içine en iyi erkek, kadın, hayvan ve bitki tohumlarını koyacaktı.

    Yima, kare şeklinde bir sığınak yaptı ve buraya her türlü canlının en iyisinden bir çifti ve bitki tohumlarını yerleştirdi. Kare şeklindeki sığınağı kapısı, penceresi, balkonu olan ve kendiliğinden aydınlanan bir mekân şeklinde yapmıştı Yima. Büyük bir felâket şeklinde geçen öldürücü kışın ardından dünyada sığınaktakilerden başka canlı kalmamıştı.

    Soğuklar sona erince sığınaktakiler çıktılar ve yeniden çoğalarak yeryüzünü doldurdular. Kendisine gösterdiği sadakat nedeniyle Ahuramazda Yima'ya sonsuz bir yaşam vermek istese de Yima bunu kabul etmedi.

    (Başka bir versiyonda mitosun kahramanının ismi Cemşid olarak görülür)

    - Notlarım
  • " Kendinizi öldürmeye çalıştığınızda insanlar sinirleniyorlar ; çünkü bu , onların sizin hayatınızı birazcık bile kontrol edebilmesini engelliyor. "