Noyan Coşkuner

Ölüm ve yaşam korkusu(döngü)
“Otto Rank "Hayat Korkusu ve Ölüm Korkusu" adli makalesinde iki savunma arasindaki iliskiyi aydinlatan temel dinamigi anlatır. Rank, bireyin içinde kendisini bazen ölüm korkusu bazen de hayat korkusu olarak gösteren birincil bir korku oldugunu düşünür. Rank, "Hayat korkusu”yla “daha büyük bir bütünle baglantiyi kaybetme" karşısındaki anksiyeteyi kastetmektedir. Hayat korkusu, hayatla yalıtılmış bir birey olarak yüzlesme korkusudur; bireyselleşme korkusudur, "ileri gitmek", "dogadan ayrilmak" korkusudur. Rank, hayat korkusunun ilk örneginin "dogum", yani ilk travma, ilk ayrılık olduguna inanmistir. Rank, "ölüm korkusu" ile yok olma korkusuna, bireyselliğin kaybolmasi, bütünün içinde tekrar cözülme korkusuna göndermeler yapar. Rank soyle der: "Bu iki korku olasiligi arasinda, bu korku kutupları arasinda birey bütün hayati boyunca bir ileri bir geri fırlatılır.." Birey kendini ayirmaya, bireysellesmeye, özerkligini dogrulamaya, ileri gitmeye, potansiyelini gerçekleştirmeye çalisir. Fakat hayat karşısında korku gelistirdigi bir an gelir. Bireysellesme, ortaya çıkma ya da bu bölümde belirttigim gibi, özel olusun doğrulanması bedelsiz degildir: Korku dolu ve yalniz bir korunmasızlık hissine neden olur -insanin yön degistirerek azalttığı, bir histir bu: Insan "geriye gider", bireysellesmeden vazgeçer, birlesmede, kendini çözmede, kendisini bir baskasina birakmada rahatlık bulur. Ancak bu rahatlık sabit degildir, çünkü bu alternatif de korku uyandırır bu da ölüm korkusudur: vazgeçme , hareketsizlik ve son olarak da cansızlaşma. İnsan bu iki korku kutbu, yani hayat korkusu ve ölüm korkusu, arasında hayatı boyunca mekik dokur.”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mama
Annesi, Irene için neden önemliydi? Annesinin mutlulugunu saglamak neden Irene' in görev ve sorumlulugundaydi? Neden annesinden ayrilamiyordu? Irene'den hayatini annesi olmadan düsünmesini istedigimde, aklina gelen ilk düsünce cok ilginçti: "Annem olmazsa benim ne yedigim kimsenin umurunda olmaz!" Annesi omzu üzerinden onu izliyor, Irene' in yediklerini not alyordu. Bilinc düzeyinde annesinin varligi Irene'i çileden cikariyordu, fakat simdi derinlere baktikça bu durumu güven verici buluyordu. Eger annesi ne yedigini izliyorsa o halde annesi baska sekillerde de onun iyiligini saglayacak demekti, Irene annesinin yalnizca hayatta olmasina degil, saglikli olmasina da gereksinim duyuyordu; annesindeki gucsuzluk, donukluk veya depresyon isaretleri derinlerde Irene için rahatsizlik vericiydi.
Sayfa 195·Kitabı okuyor
Olmak
“Bir süre önce Karayipler'de tek başıma kısa bir tatile çıkmıştım. Bir akşam kitap okurken, ara sıra başımı kaldırıp dalgın bir şekilde denize bakmaktan başka bir şey yapmayan genç barmene bakıyordum - bir kayanın üzerinde güneşlenen bir kertenkele olduğunu düşündüm bu adamın. Onunla kendimi karşılaştırdığımda kendimden çok honut olduğumu ve içime sıcak duyguların dolduğunu hissettim. O hiçbir şey yapmıyordu - yalnızca zaman harcıyordu; diğer taraftan ben faydalı bir şey yapıyor, okuyor, öğreniyordum. Kısacası ilerliyordum. Hepsi güzeldi, ta ki içimdeki küçük şeytan korkunç soruyu sorana dek: Nereye ilerliyordum? Nasıl? Ve (daha da kötüsü) neden? Bu sorular çok kaygı vericiydi, hala da öyleler. Sıra dışı bir güçle eve getirdiğim şey, sürekli geleceğe yönelik projeksiyonlar yapıp ölümü yenme yanılgısıyla kendimi uyuttuğumu fark edişimdi. Ben kertenkeleler gibi var olmuyorum; ben hazırlıyorum, ben oluyorum, ben degişim halindeyim. John Maynard Keynes söyle diyor: "Bir 'amaç'la hareket insanın her daim güvence altına almaya çalıştığı şey, sahte ve aldatıcı bir ölümsüzlüktür; yaptıkları için elde etmek istediği, yaptığı şeylerdeki payını zamanda ileri ittirerek ulaşmaya çalıştığı bir ölümsüzlük.” “
Sayfa 173·Kitabı okuyor
Güç ve özel olma arzusu
“Cesaret bu nedenle pek çokları tarafından insanoğlunun rekabet ,nüfuz,güç ve kontrol için “doğal” çabası olarak adlandırılan şeyden kaynaklanmaktadır. İnsan güce ulaştığı derecede ölüm korkusu hafifler ve özel olduğuna dair inancı güçlenir. İlerlemek , başarılı olmak , maddi zenginliğe kavuşmak, geride ölmez eserler bırakmak altta kaynayan ölümle ilgili soruları etkin bir şekilde gizleyen bir hayat tarzı haline gelir.”
Sayfa 170·Kitabı okuyor
Anne kaybı
“ O halde annesini kaybeden bir çocuğun, karşılaşacağı bütün streslere karşı çok daha duyarlı olduğu söylenebilir. Çocuk yalnızca ölümün farkında olmaktan kaynaklanan anksiyeteye maruz kalmamakta, aynı zamanda pek başa çıkamadığı diğer birçok stresten (kişiler arası, cinsel, okulla ilgili) kaynaklanan anksiyetelerden de aşırı şekilde etkilenmektedir. Bu nedenle çocuğun, hayatı boyunca birbiri üstüne konan nevrotik savunma mekanizmaları ve semptomlar geliştirmesi olasıdır. Kişisel ölüm korkusu en alt katmanda bulunabilir ve yalnızca kabuslarda veya bilinçdışının diğer ifadelerinde açık bir şekilde ortaya çıkar.”
Sayfa 150·Kitabı okuyor