Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir Alman yazarın elinden çıkmış olan bu eserdeki olay 18. yy Fransasında geçmektedir. Kitabın baş karakteri olan Grenouille koku konusunda bir dahidir. Burnu çok hassastır ve hayatını burnu ile görerek yaşar. Yaşar yaşamasına ama koku konusunda kendini dünyanın en iyisi olarak gördüğü için bazen insanlara kendini alçakgönüllü biriymiş gibi gösterip onları kendi içinde aşağılar bazense onların hiçbir şeyi bilip anlamadığını düşünerek onlardan kendini soyutlar. Yani kendini o topluma hiç ait hissetmez. Kokulara aşırı bir ilgi ve yeteneği vardır. Bu yüzden parfümcü kalfası olarak çalışır. Çalışırken de ilgi duyduğu ve çok beğendiği kokuları insanları öldürerek elde eder. Edebi yönden bakarsak bana göre bazı bölümler arasında ara sıra kopukluklar vardı. Kitabı okurken hikayeden kopup ne oluyor burda dediğim kısımlar oldu. Cinayet bölümlerinde betimleme ve işleyiş şeklini anlatmada eksik yönleri vardı. Ancak bir o kadar da kokulardan bahsederken sanki sayfalar arasından o kokuyu alıyormuşsunuz gibi çok kuvvetli bir betimleme vardı. Psikolojik ve felsefik anlamda ise kitapta bir insanın toplumdan uzaklaşması, toplum ile biraraya gelememesi, kendini topluma ait hissetmemesi gibi durumların anlatımı söz konusu idi. Kitabı okumadan önceki bende uyandırdığı etkiyi maalesef okurken ya da bitince bulamadım. Ve son olarak kitabın bitimine anlam veremedim. Hem adaletsiz hem de saçma bir son olduğunu düşünüyorum.