❝Açlık, onların kaderiydi. Açlık, onları bir bıçak gibi bilemiş ve oldukları kişi yapmıştı. Aclık, halklarını delirtmiş; birçoğunu öldürmüş, kalanları ise zalim birer mahlukata dönüştürmüştü.❞
━━━━━━━
İkinci kitapta Giz Vatandaşı olabilmenin mücadelesini okuduk. Bu mücadele bana kesinlikle Açlık Oyunları serisini anımsattı. Hatta bazı anlarda “Acaba Açlık Oyunları mı okuyorum?” diye düşündüm çünkü ciddi anlamda o vibe’ı verdi.
Arm, Lunu, Hodbin, Beau ve Dante…
İkinci kitapta bu beş karakterin yaşadığı değişim gerçekten etkileyiciydi. Özellikle Arm, daha insancıl duygularından sıyrılıp intikam duygusuyla hareket eden birine dönüşmüş. Lunu'ya daha kinli bir karakter olarak karşımıza çıktı.
Hodbin ve Lunu arasındaki, sonradan hayal kırıklığına dönüşen ortaklığı okumak oldukça keyifliydi. Dante ve Beau arasındaki kırgınlık, özellikle Beau’nun pişmanlığı ve sonunda Dante’nin şartlı affı da hikâyeye duygusal bir derinlik kattı.
Beau, Beş Beter ve Puhu arasındaki dostluk ise kitabın eğlenceli yanlarından biriydi. Kurguya eklenen yeni karakterler ve ters köşeler de hikâyeyi canlı tutmayı başarmış.
Genel olarak, serinin temposunu koruyan ve hikâyeyi ileri taşıyan başarılı bir devam kitabıydı.
━━━━━━━
❝Birilerinin karnı doyarken birileri aç kalırdı. Birileri rahat bir yerde yatarken birileri sürünerek tanrılarından merhamet dilenirdi. Hayat buydu. Adil olmasını umduğun bir rekabetti ve vicdanlı olanlar, her zaman yenilirdi...❞