Bir otobüsün kapısından indiğim garda beni bekleyen hiç kimse olmadığını görerek boş koltukları olan ıssız peronların arasından geçerken yalnızlığı en şiddetli haliyle hissetmistim.
Yerini zorlukla bulabildiğim bir otel odasına yerlestiğimde muhatabım duvarlardı. Akşam vaktiydi. Pencereden koca şehire baktım.Evlerin ışıkları yanıyordu.
Yıllar önce vaktinden önce gelip o peronlardan birinde heyecanla beni bekleyip kapıda belirdiğim anda neşeli tebessümlerle beni kucaklayan rahmetli Ekrem amcamı hatırladım. Katiyyen bir otelde kalmama müsade etmezdi. O akşam mutlaka bir aile toplantısı olurdu gelmişimizi geçmişimizi konuşurduk. Dönüş vaktim geldiğimde saatlerce el sallardı arkamdan. Bindiğim araç gözden kayboluncaya kadar gülümseyerek ardımdan el sallardı.
Ben alışkın değilim hey koca şehir bu otel odalarına bu kervan geçmez istasyonlara.
Hayatımda ilk defa intihar etme duygusunu o zaman hissetmiştim.İnsan bütün izanını yitiriyor, kendisine değer verilmediği hissinin ağırlığı yapıyor o eylemi.