Hayatlarımızdaki dayanılmaz düzensizliğin başlıca nedenlerinden biri, herkesin hayatını düzene koymak yerine hayatının düzene koyulmasını istemesidir. Herkes hayattan sadece bir şeyler almaya bakıyor. Fakat kimse hayatta bir şeyler katmayı düşünmüyor. Hayata birer bencil, yağmacı ve sömürücü olarak atılıyorlar. Hayatın anlamını da bu sömürü de buluyorlar.
İnsan hiçbir şeyin önünde düşmemeli ve alçalmamalı. Kendi dışında ve içindeki güçlere karşı verdiği sonsuz mücadele ve ortaya koyduğu kültür mirasıdır insan yaşamı.
Toplumun içinden çıkan her büyük insan, yakıcı bir büyüteç gibidir. Milletinin bütün gücünü ve dehasını kendi şahsında toplar; kendi halkına ve başka halklardan binlerce insana ilham kaynağı olur. Fakat hava kapalıysa bir atmosferde güneş ışınları yoksa bu büyüteç ne kar yığınlarını eritebilir ne de bir damla suyu ısıtabilir.
Kahramanlar ve büyük insanlar yıldırıma benzer. Fakat halk kitleleri ne kil yığınıdır ne de saman balyası. Halk, yıldırımın çıktığı buluttur. Eğer bulut elektrikle doluysa yıldırım çakar. Bulutta elektrik yoksa yıldırım da olmaz. Su buharının bir arada durmasından başka bir şey değildir o vakit bulut. Halk da böyledir. Eğer içinde kahramanlık ve büyüklük ruhu yoksa o halktan büyük insanlar ve kahramanlar çıkamaz. Eğer halk kütleleri soğuk bir sis bulutu gibi ise hiçbir güç onlardan bir yıldırım çıkaramaz.