Yazar, cinsel kimliğinden ötürü yaşadığı çağ olan Viktorya çağında çok ağır eleştirilere ve yaptırımlara maruz kalmış, o zamanlarda eşcinsellik yasak olduğundan zindanlara atılmıştır. Ne yazık ki Dorian Gray’in Portresi gibi bir yapıt da Wilde’a çok pahalıya patlamıştır. Tabii bu tutum Oscar Wilde’ı durdurmamış ve Viktorya çağının tüm ahlaki bozukluğu bir kurguyla gözler önüne sermiştir. Romanda, yazarı yansıtan karakter Basil'dir. Yazarın şu sözü: "Basil Hallward, olduğumu sandığım kişidir. Lord Henry, insanların ben sandığı kişidir, Dorian ise belki başka çağda benim olmak istediğim kişidir.” kendisinin mahkemelik olmasına sebep olan ve bu eserinin bir zamanlar yasaklı olmasına sebep olan kimliğini sezdirmektedir.
Basil hayranı olduğu Dorian Gray' ın portresini çizer. Ve bunu hiç kimseye göstermek istemez. Yaptığı tabloyu sergilemeye dahi yanaşmaz. Basil'in yakın arkadaşlarından olan Lord Henry adlı kahraman roman boyunca hep imalı mesajlarla, mantıklı davranışlarla ön plana çıkar. Ve Dorian Gray çoğu kez onun etkisinde kalıp onun fikirleri ile yaşamaya çalışır. Dorian Gray ilerleyen sayfalarda Sibyl adlı bir tiyatrocu kıza aşık olur. Ve o aşk hayatının dönüm noktası olur. Romanın kurgu kısmı Dorian Tanrı' dan tablonun yaşlanmasını kendisinin ise tam tersi hep aynı yakışıklılıkta kalmayı diler ve bu dileği gerçekleşir. Dorian, yaşlanma ve çirkinlikten korkar. Portresi yaşlanırken, onun yaşlanmasını ve ahlaki yozlaşmasını portresi üzerinde gösteren bir büyü veya anlaşma gerçekleşir. Dorian, bu durumun farkına varır ancak ahlaki sınırları zorlayan bir yaşam tarzı benimsemeye devam eder. Zenginlik, güzellik ve zevkler arayışında kendini kaybeder. Dorian, ahlaki yozlaşmalarının sonuçlarından kaçamaz ve portresinin her bir yaptığı kötülüğü yansıttığını fark
İyi olmak, insanın doğasıyla uyumlu olmasıdır. Bir insanın yaşamındaki en önemli şey kendi yaşamıdır. Komşusunun yaşam şekline gelince; insan, yobaz ya da Püriten değilse ahlaki değer yargılarla caka satmamalı, çünkü başkalarının yaşam şekilleri bizi hiç ilgilendirmez. Ayrıca nihai hedef birey olmayı başarabilmektir. Modern ahlak, insanın kendi döneminin standartlarını benimsemesinden ibarettir. Bence kültürlü bir insanın kendi dönemini standartlarını benimsemesi ahlaksızlığın en büyüğüdür.