Yazarla Serenad adlı eseri ile tanışmıştım. Hemen hemen tüm eserlerinin dili sade ve sürükleyici bir yapıya sahiptir. Bu eseri deneme türündedir. Ülkenin hatta Dünya'nın farklı farklı sorunlarına değiniyor. Ve bu değinilmişlik yüzeysel bir şekilde anlatılsa dahi insanı bir şekilde düşünmeye sevk ediyor. Deneme türünde yapıt okumayı sevmeyenler için sıkıcı gelebilir. Açık ve sohbet edercesine yazmış olunan bu yapıt bazı konuları uzun uzadıya bazılarını ise kısa anlattığı için pek de sıkılmak mümkün değil. Ama ben bu eserinde bazı konulardaki değindiği kısımları eksik ve yetersiz buldum. Daha fazla altı doldurulabilir değinmişlikler aradım açıkçası ama ona rağmen karşımda yazar varmış gibi hissettim.
İncelemeye başlamadan önce yazar hakkında ufak bir bilgi vermek istiyorum.
Jean Teule, Fransız karikatürist, senarist ve yazardır. 1978'den beri çeşitli dergilerde çizdiği karikatürleri ve çizgi hikâyeleri ondan fazla kitapta derlendi.
Romanda anlatılan durum ,1518 yılında görülen, dünyanın en ilginç toplumsal histeri vakalarından birine dayanıyor. Strasbourg’da açlık ve sefaletin, insanları cinayete sürükleyen bir yokluğun hüküm sürdüğü zamanlarda, acısından aklını yitiren Enneline doğmuş bebeğini köprüden ırmağa attıktan sonra aniden sokaklarda dans etmeye başlıyor. Korkunç bir açlık ve kıtlığın hüküm sürdüğü Strasbourg’da kimi anneler sofradan bir boğaz eksilsin diye bebeklerini nehre atarken, kimileri de bebeği daha “verimli değerlendirebilmek” amacıyla pişirip sofraya servis ediyor.Sokakları basmış, hiç durmadan birbiri etrafında dönen ve zıplayan insanların trajik hallerini anlatırken, yaşanan olayın absürdlüğünü de vurgulamak adına sarkastik ve alaycı bir dil kullanıyor. Tarihi gerçekliğe uygun olarak, salgının başladığı andan itibaren dans edenler, din adamları tarafından şeytani figürler haline getiriliyorlar ve kafirlikle suçlanıyorlar.
Kitabın en can acıtıcı anekdotları, katolik kilisesi ve ruhban sınıfın toplumu acımasız sömürüsüne dair ve okuyucuyu gerçekten dehşete sürüklüyor. Endüljans adı verilen din ve tanrı ticaretinin ne kadar geliştiğini görmek akıllara zarar verdiğini belirtiyor. Bir yer zenginken diğer tarafında fakir olması salgını daha çok dürtüyor. Roman Enneline' nin sağır ve dilsiz olması ile sonlanıyor.
Türklerle ilgili anekdotlara da yer verilmiş. İstanbul yeni fethedilmiş, Mohaç Savaşına bile 10 yıl var, Osmanlıların Strasbourg gibi oldukça batıda bir şehre ulaşması çok uzak ihtimal ama ona rağmen sürekli Türklerle ilgili dehşet
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,2bin okunma
Her şeyin başı sonu olan Tanrı insanların her biri için neyin uygun olduğunu bilir. Eğer uygun görseydi hep kokulu güller yaratırdı ama araya devedikenlerini karıştırmayı tercih etti ki adaletinin ağırlığı hissedilsin.