Umrumda olan şeyler her geçen gün azalıyor. Eskiden uykularımı kaçıran o gürültülü beklentiler, başkalarının ne düşündüğüne dair bitmek bilmeyen o ince sızı, şimdi uzak bir kıyıdan gelen silik dalga sesleri gibi.
Dünya hâlâ aynı hızla dönüyor, insanlar hâlâ bir yerlere yetişmeye çalışıyor; ama ben sanki o kalabalık odadan sessizce çıkıp kapıyı arkamdan kapatmış gibiyim. Bu bir vazgeçiş değil, bir sadeleşme. Ruhum, taşımaktan yorulduğu o ağır bagajları yol kenarına bırakıyor.
Artık kimseyi ikna etmeye çalışmadığım, boşlukları doldurmak için konuşmadığım o eşsiz noktadayım. Azaldıkça çoğalıyor, eksildikçe tamamlanıyorum. Hayatın karmaşık denklemi sadeleşiyor ve geriye sadece en yalın haliyle var olmak kalıyor. Hafifliyorum.