Tanabay, dağlara ve gökyüzüne bakarken, insanların hepsinin birden talihli, mutlu olamayacağını düşündü.Herkesin kaderi aynıydı. Karşısında ulu dağlar vardı: Bir yanı pırıl pırıl, aydınlık,bir yanı gölgeli. Aydınlık ve gölge nasıl yan yana ise, insanın kaderi de öyle, mutluluk ve acıyı beraber getiriyordu: Bir yanda kıvanç,bir yanda kaygı.Hayat dediğin böyleydi işte...
Tende beden,bedende can taşıdıkça ,bu dünyada yaşadıkça,hayat yolunun önündeki engelleri aşmaya, kaldırmaya çalışacaksın,arkadan omuz vereceksin.Başka türlü olmuyordu.Ne var ki,her omuz vuruşta,hayat arabasının tekerleği omuzunu bıçak gibi yaralıyor,yara üstüne yara , derken omuzu nasır tutuyor. Eğer yaptığın işi seviyor,meyvasını alıyorsan,nasırların hiç önemi yok.