Bir eşikten sonra yanlış olduğunu anlasan bile, büyük emek harcayıp ömrünün büyük kısmını adadığın şeyleri hiçe sayıp yeniden başlayamıyorsun. Çünkü yeniden başlayacak gücün ve daha iyisini başaracağına inancın kalmıyor. Bu durumda kendi dublörün olarak hayatına devam etmek zorunda kalıyorsun...
Ömrünü adadığın gayeler gözünde bir hiçe dönüşürken, kendi hayatını kendi ellerinle çöpe atmayı istemek ne acı...
Kişiliğinle bütünleşmiş alışkanlıkların ve varlığını kuşatmış inançların seni sana teslim etmemek için çabalarken, sen yeniden doğma tutkusuyla kendinle savaşıp, kimsenin bilmediği sancılar çekiyorsun...
Telefonuma artık tek bir bildirim bile düşmüyor. “Nasılsın?”, “İyi misin?”, “Seni merak ettim” diyen kimse kalmadı. Yalnızlaştım; belki bu bir bedeldi, belki de bilinçli bir seçim. Kalabalıkların içinde yalnız hissetmemek için yalnızlığı seçtim.