Ural: Dışarıya çıksan, bir çöp dahi arasan bulacağın şey sadece kendinden bir parça olur. İnsan bu dünyada sadece kendisini arar, aksi mümkün değil. Her yol ruhunda derin yaraları onarır ve camda gördüğün sadece kendi yansıman olur. Derler ya ip cambazı, neye nasıl bakarsan onu görürsün diye. Senin gözünden bakılan bu dünyaya yabancılar giremez.
Cambaz: Karşılaştığım en gerçekçi insansın. Aklıma bir alıntı getirdin. ‘Bu yıldızların altında senden bir tane daha yok çaylak! Sen, sen olasın, sen olarak iyi olasın diye sen olarak yaratıldın!’
Küçük kız: Üzülüyor musun?
Ağaç: Ne için?
Küçük kız: İnsan olmadığın için.
(Ağaç üzülüyor muydu acaba? İnsan olarak yaratılmak ve insan olarak beklemek ister miydi? Bu sorunun cevabını ben de bilmiyorum ve küçük kız kadar merak ettim doğrusu)
Ağaç: Ben yalnız şükrederim.
Küçük kız: Ne için?
Ağaç: Şükrederim, suya ulaşan köklerimin varlığına. Şükrederim, dallarıma konan kuşların varlığına. Yapraklarıma nüfuz eden rüzgarın uğultusuna, kalın ve güçlü gövdeme, şükrederim ağaç olan benliğime.