Fakat neyse ki zaman çok güçlü ve yaşlılık, duygularımızın etkisini zayıflatarak bizi tedavi ediyor. Ölümün yaklaştığını hissedersiniz, gölgesi yolunuzun üzerine kapkara düşer, her şey daha soluk görünmeye başlar, hiçbir şey artık kalbinizden içeri giremez, böylece üzüldüğünüz ne varsa tehlike yaratma gücünü büyük ölçüde kaybeder.
“Acıyı nasıl tanımladığımızı anlatmaya gerek yok fakat bunların tamamı en üst seviyede olsa bile acı içinde kıvranan bir bedeni tamamen yok etmeye yetmez. Çünkü böyle anlarda kanımız akmaya devam eder ve hayatta kalırız, üzerine yıldırım düşmüş bir ağaç gibi ölüp yere serilmeyiz.”
Ve bir kez daha ruh, fikir ya da duygu diye adlandırdığımız şeylerin aslında ne kadar zayıf, zavallı ve acı veren şeyler olduğunu hissediyorum korkuyla.
O an yaşadığım acıyı ve hayal kırıklığını size tarif edemem.Ne hissetmiş olabileceğimi bir düşünün: Ömrümü adamaya hazır olduğum adamın gözünde yanından uçup giden bir sinekten farksızdım.